|
UNDP'nin araştırması, Türkiye'de dar gelirli kesimin yoğun bir tasarruf potansiyeline sahip olduğunu gösteriyor.
UNDP'nin kısa bir süre önce tamamlanan araştırması, Türk ticari bankalarının mikrofinans uygulamasına ilgisini ortaya seriyor. Yine UNDP tarafından yürütülen diğer bir araştırma, Türkiye'de bankaların tasarruf ürünlerinden yararlanabilecek 2 milyondan fazla potansiyel müşteri bulunduğunu ve en az 1.5 milyon hanenin, uygun koşullar altında ticari bankalardan mikrokredi kullanmaya istekli olacağını gösteriyor.
UNDP'nin çalışması (Batı, Güneydoğu, Kuzeydoğu ve Orta Anadolu olmak üzere) Türkiye'nin dört bölgesinde yaşayan 388 hane halkı arasında gerçekleştirildi. Araştırma bulguları (%5 hata payı hesaba katıldığında bile), Türkiye nüfusunun %36'lık bölümünün (yani 5.7 milyon hane halkının) ekonomik anlamda “kırılgan” olduğunu istatistiksel olarak gözler önüne seriyor.
UNDP'nin araştırması, hane başına ayda ortalama 90 YTL'lik tasarruf potansiyeli olduğunu gösteriyor. Hedef kitlenin %21'lik bölümünün (yani 1,197,000 hane halkının) halihazırda bir bankada tasarruf bulunuyor. %24'lük kesim ise (yani, yaklaşık 1,4 milyon hane halkı), kendilerine uygun ürünler sunulursa, tasarruflarını bankada biriktirmeyi isteyebilir. Dolayısıyla, ticari bankalar kısa vadede 2,5 milyon hane halkına ulaşabilir. Burada bankalara yönelik kilit mesaj şu: Tasarruf hizmetlerinizi bir an önce başlatın; tasarrufları mikrokredi seçenekleriyle ilişkilendirin ve sadece mikro ölçekli işletmelere değil, bireylere de kredi verin.
UNDP'nin mikrofinans araştırmasının diğer önemli bulguları ve önerileri şunlar:
- Bankaların toplam mikrokredi potansiyelinin, hedef kitlenin %27'si (yani 1,5 milyon kişi) olduğu tahmin ediliyor. Bunların %12'lik bölümünü, üst üste kredi kullanmış hesap sahipleri, %15'lik bölümünü ise uygun ürünler sunulduğu takdirde banka kredisi isteyebilecek potansiyel yeni kredi kullanıcıları oluşturuyor. Hane başına, ortalama aylık kredi geri ödeme gücü 90 YTL. Hedef kitlenin %3'lük bölümünü bankaların çalışmak istemediği kişiler, %31'lik bölümünü hiç borçlanmayan kişiler, %39'luk bölümünü ise borçlanmakla birlikte henüz bankalardan kredi kullanmamış kişiler oluşturuyor.
- Bankaların bakış açısına göre, düzenli maaş geliri olan kesim, esas pazar talebini oluşturuyor. Zira bu kesimin düzenli ve ortalamanın üzerinde tasarruf potansiyeli ve kredi geri ödeme kapasitesi var; ve halihazırda çeşitli bankacılık hizmetlerini kullanıyor.
- Bankalar için ikinci çekici pazar kesimi, serbest meslek sahipleri. Bunların çoğunluğunu hane halkından ayrılmamış aile işletmeleri oluşturuyor. Dolayısıyla, bankalar bu kesime yönelik hizmetlerini, ‘işletme' zihniyetinden ziyade ‘hane yönetimi' mantığıyla yürütmeli. Bu kesimin, düzensiz olmakla birlikte, uygun tasarruf potansiyeli ve kredi geri ödeme kapasitesi var; ve halen bazı temel bankacılık hizmetlerini kullanıyor.
- “Düzenli Maaş Geliri Sahipleri” ve “Serbest Meslek Sahipleri” pazarı için tavsiye edilen ürünler şunlar: acil durum kredi seçenekleriyle ilişkilendirilmiş acil durum tasarruf hesapları, yatırım kredisi veya özel kredi seçenekleriyle ilişkilendirilmiş tasarruf hesapları.
- “Düzenli Maaş Geliri Sahipleri” ve “Serbest Meslek Sahipleri” pazar kesimi için tavsiye edilen borç verme teknolojisi ise bireysel kredi verme. Kredi taktiri mutlaka hane halkının kredi geri ödeme kapasitesi ve müşterinin tasarruf davranışı dikkate alınarak yapılmalı. Krediler karşılığında tasarruf hesapları, şahsi kefalet ve mal varlığı teminat olarak gösterilebilir.
- Ticari bankalar uygun tasarruf ürünleri sundukları taktirde hedef nüfusun %45'ine hizmet verilebilir. Bu ürünler kredi seçenekleriyle ilişkilendirilebilir. Buna ek olarak bankalar para transfer hizmetleri gibi diğer finans hizmetlerini de tasarruf sahiplerine satabilirler.
- Halen bankalar hedef nüfusun %55'lik bölümüne kolaylıkla hizmet sağlayamıyor. Bu kesime, bu alanda uzmanlaşmış STK'lar veya Mikrofinans Kuruluşları aracılığıyla hizmet götürülmesi gerekir. Araştırma, kayıt dışı tasarruf sahiplerinin veya kredi gruplarının oldukça yaygın olduğunu gösteriyor. Bu kişilerin %15'lik bölümü halihazırda böyle bir gruba üye; %37'lik bölümü ise bu tür gruplardan haberdar olmakla birlikte henüz bir gruba üye olmamış. Bu durum, bankacılık hizmeti sunulamayan bu hane halkı kesimine ulaşmak için bir başlangıç noktası olabilir. Yardım ve dayanışma grupları, dışarıdan destekle, tasarruf toplamaya ve grup üyeleri arasında kredi vermeye başlayabilir. Daha oturmuş gruplar ise daha sonra mikrofinans kuruluşlarından dışarıdan kredi kullanabilir. Bu kuruluşlara alternatif olarak STK'lar, tasarruflar ve kredi grupları ile grup mevduatını toplayacak ve gruba kredi verecek olan ticari bankalar arasında bağlantı kurulmasına yardımcı olabilirler. Grubun en “kıdemli” üyelerine gruptan “terfi ederek” bir mikrofinans kuruluşu veya bankadan şahsi kredi kullanma hakkı tanınabilir.
UNDP, 2005'in Birleşmiş Milletler tarafından Mikrokredi Yılı olarak ilan edilmesi üzerine, mikrofinansın Türkiye'de yaygınlaşması amacıyla geçtiğimiz yıldan bu yana bir proje yürütüyor. Bu proje çerçevesinde araştırmalar düzenliyor. Daha önce mikrofinans talep ve arz kesimleriyle ilgili herhangi bir bilgi bulunmuyordu. Araştırmaların raporları www.mikrofinansturkiye.org adresinden temin edilebilir.
|