|
Güneydoğu Anadolu Bölgesi'nde, 2002 yılından bu yana, yüzlerce kişi girişimcilik eğitimi aldı, iş sahibi oldu; onlarca şirket, gerek ticaret ve yatırım, sektörel kapasite geliştirme, gerekse yönetim ve yeni eğilimler konularında eğitimler aldı; danışmanlık hizmetlerinden yararlanan bir o kadar şirket, kapsamlı fizibilite çalışmalarına ve iş planlarına sahip oldu. Bu faaliyetlerin yanısıra, UNDP, Avrupa Komisyonu ve GAP Bölge Kalkınma İdaresi tarafından yürütülen ortak proje çerçevesinde, bölgedeki dört ilde kurulan Girişimci Destekleme Merkezleri (GİDEM), bölgedeki girişimciler için, kelimenin tam anlamıyla, 'fırsat penceleri' de açtı.
Adıyaman'da kurulan Tekstil Eğitim Merkezi, yine Adıyaman'da ve Şanlıurfa'da tarıma dayalı sanayilerin ve Diyarbakı'da kadın girişimciliğinin geliştirilmesi, yine Diyarbakır'daki Dicle Üniversitesi Girişimcilik Merkezi, Mardin'de Gümüş İşlemeciliğinin ve Ev Şarapçılığının geliştirilmesi, bu fırsat pencelerinden bazıları... Adıyaman'daki Tekstil Eğitim Merkezi'ni, bu kentteki GİDEM Ofisi'nin Koordinatörü Sırrı Özen'le birlikte gezdik. Özen, eğitim merkezi hakkında şu bilgileri verdi:
 |
Sırrı Özen: Adıyaman Tekstil Eğitim Merkezi'nde (ATEM) konfeksiyon sektörüne kalifiye eleman yetiştirmek için eğitim veriyoruz. 52 tane makinemiz var. Düz dikiş makineleri, overlok, geçme, kesim, ilik, düğme, kesim motoru ve ütü de var.
Yeni Ufuklar: Bu proje nasıl başladı?
SÖ: GİDEM'lerin Fırsat Pencereleri projeleri geliştirilirken bize de Adıyaman için bir proje geliştirelim mi diye soruldu. Ben de konfeksiyon sektörünün ne durumda olduğunu biliyordum; bu envanter çalışmaları sırasında görüştüğümüz firmalar bize en büyük sorunlarının kalifiye eleman olduğunu söylemişlerdi.
YU: Hangi yıl bu?
SÖ: 2003. Ondan sonra Giyim Sanayicileri Derneği'ni de yanımıza alarak -çünkü Giyim Sanayicileri Derneği'nin makineleri vardı- bir proje yapmaya karar verdik. Adını da o gün koyduk işte, Adıyaman Tekstil Eğitim Merkezi diye. Projeyi yaptık; vali, belediye başkanı ve yardımcısı bu işe yardım etti. Biz projenin bütçesini hazırladık. GİDEM olarak yapabileceğimiz sadece eğitmen yetiştirmek ve bu iş için gerekli olan eğitim materyallerini karşılamaktı çünkü onun dışında maaş veremiyorduk. Üniversiteyle de görüştük, onların mezunlarını ve bu sektörde çalışmış tecrübeli insanları topladık ve bir sınav yaptık. Sınavı İstanbul'dan getirdiğimiz KOSGEB, Milli Eğitim Bakanlığı ve AB'nin yaptığı Mesleki Teknik Eğitim Projesi'nin uzmanları yaptı. Bu sınavı geçen arkadaşlar burada iki ay kurs gördüler, 18 kişiydi o zaman. Kurs bittikten sonra da sertifika aldılar. Bu durumda elimizde sertifikamız, hocalarımız, makinemiz vardı... Yer konusunu da Belediye'yle görüştük, bu binayı bize belediye verdi ve eğitimlere başladık. Gelen eğitmenlerin ücretlerini KOSGEB ödedi. Burada önemli olan, tüm bu kuruluşları biraraya getirmekti. Dokuz kuruluşu biraraya getirdik. Sonra 370 kişiye burada eğitim verdik, bunlardan 200'ü şu anda çalışıyor.
YU: Nerelerde çalışıyorlar?
SÖ: Bölgedeki tekstil fabrikalarında organize sanayi bölgesinde... Eğittiğimiz kişiler o kadar bilinçlendi ki, iş görüşmelerinde, kendi şartlarını öne sürmeye başladılar. Verdiğimiz sertifikada 9 tane kuruluşun logosu var; Avrupa Komisyonu'nun ve UNDP'nin de bulunduğu 9 kuruluşun logoları... Tabii onlar da aldıkları sertifikayı uluslararası bir sertifika olarak görüyorlar. Sertifikayı aldıktan sonra "Bakın benim Avrupa Komisyonu'ndan sertifikam var, çalışma saatleri neler, sigorta yapıyor musunuz, çalışma koşulları neler, ben şu ücretin altında çalışmam, ne tür sosyal güvenceleriniz var, hafta sonları çalışmam, şu koşullarda çalışmam" gibi kendilerinde haklar görüp firmalara gidiyorlar. Bir süre sonra firmalar bize şikayet etmeye başladılar, "Siz bu adamlara ne söylüyorsunuz?" diye. "Bu adamlar kendilerine güveniyorlar, bizim de elemana ihtiyacımız var ama hiç bir şekilde anlaşamıyoruz" diye şikayetler geliyor. Ben hocalarla burada bir kaç kez görüştüm, hocalar öğrencilere böyle fikirler vermediklerini, ama eğitim alanların kendi aralarında konuşarak bu hakları kendilerinde görmeye başladığını söylediler. Fakat daha sonra bu oturdu, biz onlarla konuştuk, söyledik. Çünkü sanayinin kendi içinde bir dinamiği var, çok fazla ütopik olmamak lazım.
YU: Ama yine de 200 tanesi şu anda çalışıyor...
SÖ: Evet, gerisinin çalışmamalarının nedeni çalışmak istememeleri. Mesela ilk dönemlerde ilk mezunlarımızı verdiğimizde, baktık ki sanayide sadece 7 kişi çalışıyor. Gerisi yok! Çünkü sertifikayı aldıktan sonra çoğu "artık ben sertifikayı aldım, neden çalışayım ki" gibi bir yaklaşıma girdi. Biz de bunu eğitmenlerle konuştuk. Sertifikayı fabrikalara verelim, kim çalışırsa ona verilsin sertifikalar dedik. Bu başarılı oldu. Zaman içerisinde başladılar çalışmaya, şimdi 200 kişi, belki de geçmiştir bu sayıyı.
YU: Yani işçi ihtiyacı var ama gidip çalışan yok...
SÖ: Evet işçi ihtiyacı korkunç! Burada eğitimler sürerken bana fabrikalardan 40 kişiye ihtiyacım var, 50 kişiye ihtiyacım var, diye dilekçeler geliyordu.
YU: Peki neden çalışmıyorlar?
SÖ: Bazı sosyal problemler var... Bazıları çalışmayı ayıp görüyor. Bazılarının babası çocuğa sen gidip orada 200 milyon, 250 milyon kazanacağına ben sana veririm o parayı diyor. Bazıları mevsimlik işleri bu şekilde düzenli işlerden daha karlı görüyor; gidiyor mevsiminde çalışıyor, para kazanıyor, yılın geri kalanında yatıyor. Bu da sanayi kültürünün henüz Adıyaman'a yerleşmediğini gösteriyor, bu işlerin yeni yeni başladığını gösteriyor...
YU: Peki bu sertifikaları, başka amaçlarla almak isteyenler var mı, sözgelimi sırf diplomalı olmak için?
SÖ: Tabii, ne diyorsunuz... Bu sertifikayı, kızını evlendireceği gence şart koşanlar bile çıktı... Buradaki erkek öğrencilerden biri kız istemeye gidiyor. Ailesi sertifikanı almadan kesinlikle alamazsın kızı, diyor. Sonra sertifikasını alıyor ve düğüne buradaki eğitmenleri de davet ediyor. Sonra 40 yaşında bir adamın buraya gelip hüngür hüngür ağlayarak, "Ne olur beni de buraya alın, benim başka çarem yok" demesi var. Yani neredeyse bir üniversite diploması gibi görülüyor. İşe girip girmemek de önemli değil... Bugün her tekstil bölümünden mezun olan tekstilci olmuyor tabii, burada da böyle... arada bir fire veriyoruz. Burası cidden üniversite gibi, 1700'ün üstünde başvuru oldu ve günden güne artıyor. Bu bir ihtiyaç.
YU: Burada toplam kaç eğitmen var?
SÖ: Toplam 12 eğitmen var şu anda.
YU: Diğer iki GİDEM'de de bu tip çalışmalar var mı?
SÖ: Hayır. Mesleki eğitim projesi olarak tek bizim projemiz var. Diğer GİDEM'lerde şarap üretimi var, Mardin'de telkari yapımı var, Diyarbakır'ın kadın girişimciliğini geliştirme projesi var, mermer projesi var, Urfa'nın ekolojik tarım projesi var.
TEKSTİL ALANINDA İLK KÜMELENME (CLUSTERING)
Adıyaman'daki GİDEM Ofisi'nin çalışmalarından biri de, 'Kümelenme'. Türkiye'de daha önce birçok yerde, çeşitli sektörlerde gerçekleştirilen kümelenme çalışması, tekstil dalında ilk kez Adıyaman'da başlatıldı. Küme geliştirme çalışması, 2004'ün Aralık ayında, Adıyaman Tekstil Eğitim Merkezi'nin (ATEM) açılışıyla birlikte başladı. Sırrı Özen'e önce, "Kümelenme"nin ve bunun amacının ne olduğunu sorduk:
Sırrı Özen: Kümelenmenin tanımı, belli bir sektörde, o sektörü oluşturan tüm halkaların bir değer zincirini oluşturması ve dolayısıyla bütün diğer halkalarının biraraya getirilerek o sektörün belli bir bölgede gelişmesini sağlamak, demek.... Fakat bu sektörü besleyen sadece üretim değil; finansman ve teknik alt yapının da desteklenmesi gerekiyor.
YU: Resmi kurumlar da buna dahil mi?
SÖ: Banka ve finans kurumları, eğitim kurumları, nakliyeciler var... Yani sektörü etkileyen bütün kurum ve kuruluşlar. Şirketler, basın kuruluşları, medya, hepsi...
YU: Bu çalışmanın, ATEM'le doğrudan bir bağlantısı var mı?
SÖ: Hayır. ATEM ayrı bir proje, Kümelenme ayrı bir proje; ama şu an ikisi birleşmiş durumda. Küme konusu çok geniş bir alanı kapsıyor ve ATEM onun tekstil eğitim tarafı oluyor. Konfeksiyon için hayati önem taşıyan bir halka. Diğer sektörler için o kadar önemli olmayabilir, ama konfeksiyon için çok önemli. Konfeksiyonu geliştiriyorsanız kesinlikle insan kaynağına ihtiyacınız var. Çünkü konfeksiyonda insan olmadan düğmeye basıp da üretim yapamazsınız. O yüzden ATEM'le Kümelenme çok güzel bir şekilde birleşti. Demek ki şehrin ihtiyacı buymuş, bizim tek yaptığımız doğru sektörü seçmekti.
YU: Yani ATEM'in açılışında Kümelenmeyi de başlattınız.
SÖ: Evet, açtık ATEM'i, sonra aynı gün bir başka toplantı yaptık. GAP İdaresi'nden ve UNDP'den temsilciler vardı. Orada sektörün sorunları nedir diye herkes sorunlarını sıralamaya başladı. Bu alınan bilgiler, başlıklar altında toplandı ve 10 ana başlık altında 32 proje oluşturuldu. Yani her bir proje çözülmesi gereken bir sorun. Ama bu projeler listesi biraz esnek; zaman içinde proje eklenip çıkartıldı.
YU: Bu Kümelemenin amacı nedir? Sektörün gelişmesi mi yoksa dışa açılmak mı?
SÖ: Sektörün gelişmesi... Herşey var, bunların hepsi ana başlıklar... İlk olarak kalkınma. Tekstilin tüm alanlarında Adıyaman'da üretim sağlanması. Bu gelişmenin önündeki engellerden biri az sosyalleşmeydi. Önerilen projelerden biri hatta, burada kültürel faaliyetlerin yaygınlaştırılması ve artırılması. Çünkü buraya gelen teknik eleman, burada sosyalleşmenin az olmasından dolayı kaçıyor. Ne tiyatro var, ne sinema var. Bu da Yerel Komite'nin üstünde durduğu bir şeydi. Yerel Komite dediğimiz şey bir baskı grubu. Elinde bir değnek yok, yaptırımı yok, burada tiyatro olsun, burada sinema olsun diyemiyor, ama bunların olması için baskı oluşturabiliyor. Sözgelimi, bu sektör geliştikçe kente gidip gelmeler arttı. Burada iş yapan İstanbul'daki iş adamlarından inanılmaz talep geldi, Adıyaman'a uçak seferleri düzenlenmesi için. İstanbul-Adıyaman arası direkt seferler başladı sektör geliştikçe.
YU: Kaç firma katıldı buraya?
SÖ: Şu anda 9 firma var, Yerel Komite'de. Sivil Toplum Örgütleri var, üniversite temsilcisi var, KOSGEB temsilcisi var.
YU: Peki girmek isteyip giremeyen firmalar oluyor mu?
SÖ: Hayır, herkese kapımız açık. Çünkü bu gönüllü bir iş. Ne kadar çok firma gelirse bizim için o kadar iyi. Mesela, bu toplantının duyurusunu sadece Yerel Komite'ye değil, bütün sanayicilere yaptık. Yerel Komite'yle aramızda bir e-mail grubumuz var, sürekli iletişim halindeyiz.
YU: Şimdi de bir web sitesi kuracaksınız herhalde?
SÖ: Evet bu şart oldu artık.
YU: Peki Kümelenme çerçevesinde, ne gibi faaliyetler oldu?
SÖ: Yerel Komite kurmak için iki toplantı yaptık. Ayrıca, Yerel Komite'nin son iki toplantısı, üniversite-sanayi işbirliği için özel gündemli toplantılardı. Dolayısıyla, tekstil okuyan öğrencileri de davet ettik. Normalde bizim toplantılarımız böyle olmaz.. 15 kişi biraraya gelerek gündemi konuşuruz. Ama son iki toplantıda, üniversite öğrencileriyle sanayicileri biraraya getirdiğimizde, öğrencilerin şirketlerde staj imkanı elde etmesinin de önünü açtık. 70-80 öğrencyi biraraya getirdik. Hatta öğrencilerden birisi sanayicilere "Ben sanayinin böyle olduğunu, iş adamlarının, tekstilin böyle olduğunu bilmiyordum. Şimdi mesleğimi daha çok seviyorum," demiş. Bu öğrenciler fabrika sahiplerini ve işadamlarını görüyor, ve böylece kendi halinde küçük bir yerde yaşayan öğrenciler, hiç bilmedikleri bambaşka bir ortama giriyorlar.
YU: Valilikten, belediyeden, kamu sektöründen katılımcı var mı?
SÖ: Çok gelmiyor onlar toplantılara, ama her ihtiyacımız olduğunda gidip yardım alıyoruz.
YU: 'Küme'nin geliştirdiği projeler ne aşamada? Fon bulabildiniz mi?
SÖ: 32 proje var ama hepsi fon bulabilecek projeler değil. Somut 10 tanesini belirledik. Avrupa Komisyonu fon vermeye hazır, çünkü bunlar, sektörü geliştirmeye, istihdam yaratmaya, yoksulluğu azaltmaya, kalkınmaya katkıda bulunmaya yönelik projeler. Sanırım aşılması gereken bazı sorunlar var sadece...
Adıyaman'daki GİDEM Ofisi'nin Koordinatörü Sırrı Özen, Kümelenme çalışmaları hakkında bunları söylüyordu. Peki, bu çalışmaya katılan şirketler kümelenme hakkında ne düşünüyor? Onlar niye bu işin içine girmiş? Niye buna zaman harcıyorlar?
Adıyaman'daki Estetik Dokuma Tekstil'in sahibi Rıza Ceyhan anlatıyor:
Rıza Ceyhan: Projeye GAP-GİDEM Ofisi aracılığıyla dahil olduk. Zaten proje başlamadan önce KOSGEB'le GAP-GİDEM ile belirli diyaloglarımız vardı. Böyle bir proje gerçekleştireceklerini öğrenince dahil olmak istedik. Çünkü biz de 20 yıl kadar Ankara'da bu işi yapıyorduk, 6 yıldır Adıyaman'dayım. Buraya gelişimizin amacı da sosyal sorumluluktu. Artık kendi memleketimize dönelim düşüncesiydi. Bu proje gelişince, biraz da eğitim kökenli olduğum içim sosyal sorumluluk ağır bastı ve projeye dahil oldum.
YU: Peki neler yapıyorsunuz? Proje çerçevesindeki faaliyetlerinizi biraz anlatır mısınız?
RC : Adıyaman'da tekstil projesini anlattıklarında ben biraz garipsemiştim açıkcası önceleri. Daha sonra bu projenin benzerinin İstanbul Sultanahmet'te turizm alanında uygulandığını görünce ve olumlu etkilerini öğrenince Adıyaman'a bir şeyler verilebileceğini düşündüm. Adıyaman'da tekstil kendiliğinden gelişen bir yapı, organize gelişmiş bir yapı değil. Kendiliğinden gelişmiş ama öyle bir şekilde gerçekleşmiş ki; bu işi bilmeyip sadece ekonomik gücü olan insanlar bu işe girmiş. Dolayısıyla bunların biraraya getirilmesi ve daha başarılı olması için bir organizasyona ihtiyaç duyuluyordu. Kümelenmenin de bu organizasyonu sağlayacağına inandım. Faydasını gördük; tekstildeki eksik eleman problemi kapanmaya başladı. Enerjiyle ilgili sorunlarımız vardı, organize sanayi bölgesiyle ilgili sorunlarımız vardı. Nitelikli eleman sorunu burada çok büyük çünkü çalıştığımız kişilerin çoğu eğitim seviyesi çok düşük olan, okula gidemeyen, ekonomik durumu zayıf olan ve daha çok bayanlardan oluşan bir kesim. Buna yetişmemiz gerekiyordu; kendi içimizde projeler oluşturmamız, bir eğitim bantı kurmamız gerekiyordu. Hemen her firma üç aşağı beş yukarı bunu yapıyor ama bunlar bireysel çaba olarak kalıyordu. Biz bunu burada netleştiriyoruz, resmileştiriyoruz. Ben aynı zamanda Sanayi ve Ticaret Odası'nda meclis üyesiyim tekstil bölümünde. Ticaret Odası Başkanı da bu konuda destek verdi; GİDEM de öncülük yapınca bu proje doğmuş oldu.
YU: Başlangıçta rakip olduğunuz firmalarla bir araya gelmek zor olmadı mı?
RC: Benim konumum biraz daha farklı. Ben Adıyaman'da kendi markasıyla üretim yapan ve Türkiye'de iç pazara üretim yapan tek firmayım. Kendi tasarım atölyem var, kendi kesimin var, kendi dikimim var, 60 ile de mal satıyorum. O yüzden fazla bir rekabet yoktu benim için. Ancak şöyle bir iyiliği oldu; böyle bir birlik olunca firmaların birbirinden eleman almalarının, eleman çalmalarının önünü kestik. Ortak akıl oluştu. Ortak fikirler doğru, hepimizin ortak çıkarları oluştu.
YU: Ayrıca bazen yeni konuşmacılar, yeni dinleyiciler de geliyor değil mi?
RC: Evet kesinlikle. Sivil Toplum Kuruluşları geliyor. TEDAŞ ile ilgili sorunlarımız vardı. TEDAŞ müdürünü çağırdık. Organize' nin PTT ile ilgili sorunları vardı, PTT il müdürünü çağırdık. Sorunlar böyle çözülüyor, çünkü karşılarında sosyal bir yapı var ve bu toplumsal bir sorun. Biraz toplum bilinci olan kişi de herhalde bu sorunları çözememezlik yapamaz.
YU: Çalışmanızın başarısını neye bağlıyorsunuz?
RC: Bu projenin uygulanmasındaki başarının tek nedeni sahiplenmek. Bu sahiplenme duygusu olmadığı sürece bu projenin başarıya ulaşma olasılığı yok. Başka Türkiye yok, başka Adıyaman da yok... O zaman bir şeyler yapmak zorundayız. Bizim burada aynı sektörde çalıştığımız arkadaşların tamamına yakını bu mantıkta. Bu proje o yüzden çok daha rahat yürüyor.
BİR DİĞER FIRSAT PENCERESİ: SARIMSAK
Adıyaman Tekstil Eğitim Merkezi ve Kümelenme, Adıyaman'daki GİDEM Ofisi'nin amiral gemileri... Ama bir önemli fırsat penceresi de sarımsak üretiminin geliştirilmesi ile ilgili proje. Sarımsağın hikayesini Adıyaman'daki GİDEM Koordinatörü Sırrı Özen'den alıyoruz:
Sırrı Özen: Burada Tut ilçesi var, inanılmaz sarımsak üretimi ve tüketimi yapılıyor. Oradaki ürünü öne çıkarmamız gerekiyor. Ürünü geliştirmek için aynı zamanda da sanayi kısmını halletmek için bir projelendirme yaptık. Bu, iki yıllık uzun bir proje. Dikim, hasat ve analiz çalışmaları var. Son viraja girdik. Şu ana kadar sarımsak kalitesindeki artış tescillendi. Hangi formülasyonda sarımsak yetiştirilirse ürünün kalitesi artar bu belirlendi. Son bir analiz bekliyoruz. Bu konuda üretim yapacak iş adamını da bulduk. Orada doğmuş olan ve İstanbul'da yaşayan büyük bir iş adamı.
Yeni Ufuklar: Denemeyi kimle yaptınız?
SÖ: Ankara Üniversitesi'nden bir profesörle yaptık. Üreticilerle de pilot sahada yaptık. Demonstrasyon yaptık. Olay formülasyon bulmak; bu sarımsak hangi formülasyonda verimli oluyor, kalitesi artıyor, gübresi vs. Bu belirlenince, son rapordan sonra, oradaki çiftçilere bu çalışma çıktılarının sunulacağı büyük bir toplantı yapılacak. Geldiğimiz aşama anlatılacak. Bu toplantıdan sonra o çiftçilerle bu şekilde sarımsak üretmeleri için görüşmeler yapılacak. Tut Kaymakamlığı ile birlikte çalışıyoruz. Bu yıl bitiyor bu proje, iki yıldır çalışıyoruz orada. Çiftçiyi organize edeceğiz.
YU: Organizeden kasıt teşvik mi?
SÖ: Evet teşvik. Zaten birkaç çiftçiyle anlaştıktan, kaliteyi gösterdikten sonra herkes yapar. Yatırımı yapacak sanayiciyi bulduk zaten dediğim gibi. Yatırım yapılacak yeri de bulduk. Pazarlaması önemli bu işin, yatırım maliyeti çok bir şey değil. Bu yatırımcının pazarlama kanalları var. Bizim yaptığımız ürünü geliştirmek, verimini artırmak ve onu pazarla rakabet edebilecek hale getirmek oldu.
VE KADIN GİRİŞİMCİLERE DESTEK...
Adıyaman'daki GİDEM, tüm bu çalışmalar sırasında, kadın girişimcilere de ayrı bir önem veriyor. Kadın girişimciliğinin geliştirilmesi projesi çerçevesinde, bugüne kadar 7 eğitim verildi. Adıyaman'daki kadın girişimciliği ile ilgili ilk kadın derneği olan Anadolu Kadınları Derneği (AKAD), GİDEM'in öncülüğünde kuruldu. Bu eğitimleri alan kadınlar arasında, bebek biblosu yapandan, mermer heykel yapana kadar çok sayıda kadın var... Kadın Girişimcilere Destek kurslarından yararlananlardan biri de Nimet Hanım... Adıyaman'ın merkezinde açtığı lokanta, kursta öğrendikleriyle, daha da gelişmiş, profesyonelleşmiş... Kendisi anlatıyor:
Nimet Hanım: Daha önce ev hanımıydım, devlete ait bir sitede oturuyordum ama evimin balkonunu kapatıp, raflar koyup küçük bir giyim dükkanı açmıştım. İstanbul'dan mal getirtiyordum, balkonda satıyordum. Ama daha sonra, daha programlı çalışabilmek için bir arayışa girdim. Tam o sırada, GİDEM'in eğitimlerini duydum. Benim için çok faydalı olacağını düşündüm ve başladım. Birçok eğitim aldım kursta: pazarlama, iş yönetimi, liderlik, motivasyon, iş kurma, finansman.... Kurslar benim için çok faydalı oldu. Bana nerede yanlış, nerede doğru olduğumu daha net gösterdi. Daha önce deneme yanılma yöntemiyle uyguluyordum her şeyi ama bu kurslar benim için bir üniversite gibi oldu.
GİDEMler hakkında daha fazla bilgi için lütfen tıklayınız: www.gidem.org
GİDEM Ofisleri İletişim Bilgileri:
Adıyaman GİDEM
Yahya Kemal Cad. No:1/C
Adıyaman 02100
Tel: 0 416 216 0265
Faks: 0 416 2169005
adiyaman@gidem.org |
Diyarbakır GİDEM
Kültür Sarayı Kat: 5
Diyarbakır 21100
Tel: 0 412 228 6132
Faks: 0 412 228 3945
diyarbakir@gidem.org |
|
|
Mardin GİDEM
Eski Emniyet Müdürlüğü Binası Meydanbaşı
Mardin 47100
Tel: 0 482 212 7914
Faks: 0 482 212 4422
mardin@gidem.org |
Şanlıurfa GİDEM
Yusuf Paşa Mah. Sarayönü cad.
Bayaslan İş Merkezi No: 147 Kat:5
Şanlıurfa 63100
Tel: 0 414 215 0195
Faks: 0 414 215 0197
sanliurfa@gidem.org |
Proje Yönetim ve Koordinasyon Birimi
Koza Sok. 37/8 Gaziosmanpasa
Ankara 06700
Tel: 0 312 440 5025
Faks: 0 312 441 6395
info@gidem.org |
|
|