|
Birleşmiş Milletler (BM), Türkiye
Cumhuriyeti İçleri Bakanlığı ve
Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme
Derneği (KA-DER) ile birlikte yürüttüğü “Kadınların
ve Kız Çocuklarının
Haklarının Korunması” ortak
programını 7 Mart 2006’da
Ankara’da başlattı. Program,
toplantıda, BM Kalkınma Programı (UNDP)
Başkanı Kemal Derviş, İçişleri
Müsteşarı Şahabettin Harput
ve BM Türkiye Daimi Temsilcisi Jakob
Simonsen tarafından tanıtıldı. İki
yıl sürecek bu program, toplumsal
cinsiyet eşitsizliğinin ortadan
kaldırılması, ulusal ve yerel
düzeyde eşitliğin sağlanmasına
uygun ortam hazırlanması, yerel
yönetimlerin ve sivil toplum kuruluşlarının
kapasite gelişimi, kadın ve kız çocuklarının
ihtiyaçlarına yönelik yerel
hizmet modellerinin oluşturulması ve
nihayet, halkın kadın ve kız çocuklarının
hakları konusunda bilinçlendirilmesini
amaçlıyor.
Türkiye’de faaliyet gösteren
BM Kuruluşları, İsviçre, İsveç, İngiltere,
Danimarka, Norveç ve Kanada hükümetleri
ve özel sektör kuruluşlarından
finansal destek alan programın hedef
kitlesini, ulusal düzeydeki karar
alıcılar, pilot bölgeler
olarak seçilen İzmir, Kars,
Nevşehir, Şanlıurfa, Trabzon
ve Van’daki yerel karar alıcılar
ve bu kentlerdeki sivil toplum kuruluşları ile
halk oluşturuyor. Bu kentleri BM,
katılımcı, eşgüdümlü ve
sektörlerarası işbirliğine öncelik
veren bir yaklaşımın benimsenmesi
ile hizmetlerin nasıl çeşitlendirilebileceğini,
kaynakların nasıl çoğaltılabileceğini
ve kadınların ve kız çocuklarının
yaşamlarının nasıl
iyileştirilebileceğini göstermek üzere
seçti.
BM Ortak Programı bir yandan kadınlar
ve kız çocukları için
müdahale yöntemleri geliştirirken,
diğer yandan da hizmet sunumundan
sorumlu kurumların kapasite gelişimini
hedefliyor. En savunmasız gruplar
da dahil olmak üzere, kadın
ve kız çocuklarının
ihtiyaçlarını ortaya
koyuyor ve tüm tarafların katılımı ile
hazırlanacak bir planlama süreci
sonucunda öncelikli faaliyetleri
belirliyor. Öncelikli alanlar ise
eğitim, istihdam, üreme sağlığı,
kadına karşı şiddet,
insan ticareti, sığınmacılar,
mülteciler ve yerinden olmuşlar
arasından bölgesel ihtiyaçlara
göre seçilecek. Bu seçim
yapıldıktan sonra, ortaklar
beş yıllık bir Yerel Eylem
Planı hazırlamak için
birlikte çalışacaklar.
Ortak Programın son bölümünde
ise, bu programın diğer illere
de yaygınlaştırılmasını sağlamak üzere
bir model geliştirilecek ve altı pilot
ilden, önceden taraflarca belirlenen ölçütlere
göre, ‘Önce Kadınlar
Sertifikası’nı almaya
hak kazananlara sertifikaları sunulacak.
Kemal Derviş'in Dünya Kadınlar
Günü Açıklaması
Ortak programın Dünya Kadınlar
Günü’nden bir gün önce
halka duyurulması ve açılışı Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı (UNDP) Başkanı Kemal
Derviş’in gerçekleştirmesi
aslında hiç de tesadüfi
değildi. Son yirmi senedir insani
gelişme kavramının üzerinde önemle
duran UNDP, bu kavramı, insanların
durumlarını sadece ekonomik
olarak değil, her anlamda güçlendirecek
bir misyon olarak görüyor.
Dünyada en yoksul durumda olan bir
milyar nüfusun beşte üçünün
kadınlar ve kız çocuklarından
oluştuğu günümüzde,
toplumda cinsiyet eşitliği
ve kadınların güçlendirilmesi,
doğal olarak kalkınma alanında
da hayati öneme sahip.
Kemal Dervis programın tanıtım
toplantısında, bu seneki Uluslararası Dünya
Kadınlar Günü’nün
teması seçilen “Karar
Alma Sürecinde Kadınların
Yeri” konusuna
da değindi. Dünyanın çeşitli ülkelerinde
halen görev yapmakta olan kadın
hükümet ya da devlet başkanlarını örnek
gösteren Derviş, “Daha önceki
yıllarda da kadınların
karar alma süreçlerinde yer
aldığını gördük.
Ancak, şimdiki durum derinliklerden
gelen sağlam bir temel üzerine
oturduğu için farklı.
Dünyadaki örneklerde de görüldüğü üzere,
artık kadınların eşit
ve lider olarak kabul gördükleri
ulusal ve uluslararası düzeylerde
güç dengelerinde bir değişime şahit
olabileceğimizi düşünüyorum,” dedi.
Derviş, UNDP’nin Kongo, Yemen,
Pakistan, Gürcistan ve Honduras
gibi, kadınların karar alma
sürecine katılımının
sağlanamadığı veya çok
az sağlandığı ülkelerde
yaptığı örnek çalışmalar
sonucunda kadın seçmenlerin
sayısının dikkate değer ölçüde
arttığını, cinsiyet
eşitliği kavramının
devlet politikalarına girdiğini
ve halkın bu konuda bilinçlendirildiğini,
ayrıca UNDP’nin ülke
içinde ve sınırlar ötesinde
yer alan kadınların siyasete
katılımının
güçlendirilmesine ilişkin
bilgi değişimi ve bilgiye erişim
projeleri yürüttüğünü belirtti.
UNDP Başkanı, bütün
bu uğraşlara ve başarılara
rağmen, toplumda cinsiyet eşitliğine
ve kadınların güçlendirilmesine
yönelik ilerlemelerin şaşırtıcı şekilde
hala çok gerilerde olduğunu
da söyleyerek, okula gitmeyen ya
da gidemeyen 130 milyon çocuğun
yüzde yetmişini kız çocuklarının
oluşturmasını çok üzücü bir
gerçek olarak değerlendirdi.
Dünyada okuma-yazma bilmeyen 960
milyon insanın üçte
ikisini kadınların oluşturduğunu
söyleyen Derviş, bu durumun
onların siyasi süreçlere
katılımını önemli ölçüde
engellediğini; öyle ki bazı istisnalar
dışında, dünya çapında
kadınların parlamentolarda
sadece yüzde onaltı oranında
temsil edildiğini aktardı.
Dervis’in bu konudaki, “Kadınların
siyasete eşit düzeyde katılımı olmazsa
bütün toplum bundan zarar görecektir.
Kadın-erkek eşitliğine
sadece olması gereken bir hedef
olarak değil, insani gelişmeyi
hızlandırma yolunda ispat edilmiş bir
gerçek olarak bakmak lazım.
Suya ve enerji kaynaklarına eşit
düzeyde erişimden tutun da,
HIV/AIDS ile mücadele, barış ortamının
tesis edilmesine kadar bütün
konularda kadınların seslerini
duyurabildikleri tüm ortamlarda
bulunmaları gerekir ki, onlar da
böylece kendi geleceklerini kendileri
tayin edebilsinler,” sözleri
ise UNDP’nin kadınların
kapasitelerinin arttırılmasındaki
kararlılığını bir
kez daha yineliyor.
Daha ayrıntılı bilgi için:
http://www.undp.org.tr/statement_kemal_dervis.asp
|