Printer Friendly Version
Anasayfa
 
Geri
English Version
 
Archive
 
Subscribe
 
Unsubscribe
 

TÜRKİYE'DE YEREL YÖNETİM REFORMU


Türkiye’de yönetişim sistemi öteden beri hayli merkezi ve Ankara’daki güçlü bir ulusal bürokrasi güçsüz ve bağımlı yerel yönetimlere hükmediyor. Ayrıca devlet kurumları on yıllardan beri köklü değişikliklere karşı direnç gösterdi ve hükümetler de dışarıdan gelen ve idari sistemde reform yapılmasını öngören öneri ve yardım tekliflerine sıcak bakmadı.

 

Güçlü bir üniter ve merkezileştirilmiş yönetişim geleneğinin sonucunda ademi merkeziyetçilik ve yerel yönetim, özellikle hassas bir alan olma vasfını korudu. Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar) ve hükümetler dışı örgütler de uzun yıllar boyunca hiç teşvik görmedi. Ancak son yıllarda, ekonomik krizin yol açtığı yapısal reform gereksinimlerinin ve yakın bir zaman önce de AB’ye katılıma yönelik önceliklerin bir sonucu olarak değişikler meydana gelmeye başladı. Hükümet, Türkiye’deki devlet yapılanmasını modernleştirmek ve bunun yanında, neredeyse bütün AB yardım programlarının artık mali akışın bölgesel ve yerel yönetimlere kanalize edilmesini ve yine onlar aracılığıyla dağıtılmasını gerektirdiğinden, AB’ye katılım yükümlülüklerini yerine getirmek için de reform yapma gereğinin ve dış kuruluşlarla ortaklığa girmenin yararlarının farkına vardı. Ve bu anlayış, Avrupa Komisyonu’nca desteklenen ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı’nca (UNDP) uygulanan Türkiye Yerel Yönetim Reform Programı’nın oluşturulmasına neden oldu.


Yerel Yönetim Reform Programı’na Teknik Destek

 

Türk idari sistemini AB standartlarıyla uyumlu kılmak ve gelecekteki AB üyeliği için gerekli idari sistemi güçlendirmek amacıyla, modernleştirmeyi ve demokratikleştirmeyi öngören geniş kapsamlı bir program çerçevesinde hükümet, ülkedeki yerel yönetimlerin (Belediyeler ve İl Özel İdareleri) yeniden yapılanması ve modernizasyonunu hedefleyen bir programı başlattı.

 

Yeni Yerel Yönetimler Yasası’nın kabul edilmesiyle halen başlamış olan program, yerel idareleri tüm açılardan yeniden yapılandıracak çok geniş bir reformlar dizisinden oluşuyor. Reformların nihai amacı, Yerel Yönetimlerin daha iyi kamu hizmeti sağlamasını, mali kaynaklarını daha verimli bir biçimde yönetmesini ve ulusal yetkililerle politika oluşturma hususunda daha etkin bir çalışma için mali kaynaklarının daha verimli yönetimini ve kapasitelerinin güçlendirilmesini sağlamanın yanı sıra AB üye ülkelerindeki diğer Yerel Yönetimler ile ortaklıklar oluşturmayı öngörüyor. Programın uygulanmasından öncelikle İçişleri Bakanlığı (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) sorumlu. Avrupa Birliği programı, MEDA programı aracılığıyla destekliyor.

 

UNDP Türkiye, İçişleri Bakanlığı ve Avrupa Birliği tarafından talep edilen teknik yardımı sağlamak üzere Türk Hükümeti ve Avrupa Komisyonu’nca seçildi. Bu bağlamda, “Yerel Yönetim Reform Programı’na Destek” başlıklı proje başlatıldı. Yeni Ufuklar, proje ekibinin başında bulunan teknik danışman Adolfo Sanchez’le proje hakkında bir söyleşi yaptı:


YENİ UFUKLAR: Bize Yerel Yönetim Reform Programı hakkında bilgi verebilir misiniz?

Adolfo Sanchez: Yerel Yönetim Reform Programı, 2003’te Avrupa Komisyonu ile Türk Hükümeti arasında varılan

Adolfo Sanchez

anlaşmanın sonucunda oluşturulan bir proje. Proje genel olarak, Türkiye’deki yerel yönetim reformunun geliştirilmesini desteklemeyi amaçlıyor. Bunu da 1) Reform politikalarını ve girişimleri oluşturup uygulaması için hem merkezi hem de yerel yönetimlerin kapasitesini güçlendirerek, 2) Seçilen pilot idarelerin bütçe usullerini ve hizmet işleyişini iyileştirerek ve 3) Eğitimler yoluyla insan kaynaklarının verimliliği ve etkinliğini geliştirerek gerçekleştiriyor.

 

Proje Ağustos 2005’te başladı ve 29 ay sürerek Kasım 2007’de sona erecek.

 

Proje İçişleri Bakanlığı (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) tarafından uygulanıyor; Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye teknik yardım sağlarken, Avrupa Komisyonu MEDA Programı da finanse ediyor.

 

Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün dışında projenin paydaşları arasında Yerel Yönetim Birlikleri (ulusal ve bölgesel), Belediyeler ve İl Özel İdareleri (özellikle bütçeleme usulü ve hizmet işleyişlerinin iyileştirilmesine yönelik pilot olarak seçilen alt projeler için), İçişleri Bakanlığı’nın diğer birimleri (Eğitim Bölümü, Teftiş Kurulu, Valilikler ve Kaymakamlıklar) ve Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi Enstitüsü (TODAIE) bulunuyor.

 

Projenin yararlanıcıları ise İçişleri Bakanlığı’nın yönetici ve çalışanları (Merkez ve bölgesel birimler), yerel yönetim birliklerinin temsilcileri ve çalışanları, seçilen temsilciler, yerel yönetimlerin yönetici ve çalışanları ile yerel yönetimlerin finansmanı konusunda görev yapan Türk danışmanlar.

YU: Program süresince hangi etkinliklerin gerçekleştirilmesi öngörüldü?

 

Programın çalışma planı, bir dizi kesin “sonuç” (toplamda 23 sonuç) elde etmek üzere hazırlandı ve etkinlikler de, bu sonuçların gerçekleştirilmesi doğrultusunda tasarlandı ve bir takvime bağlandı. Beklenen sonuçlar dört ana bileşen etrafında gruplandı: 1) Reform kapasitesinin güçlendirilmesi (İçişleri Bakanlığı, Yerel Yönetim Birlikleri ve yerel yönetimlerde), 2) Bütçe usullerinin ve hizmet işleyişinin iyileştirilmesi (seçilen pilot idarelerde), 3) Yerel yönetimlerde insan kaynaklarının verimliliği ve etkinliğinin geliştirilmesi ve 4) Programın genel idaresi ve yönetilmesi.

 

Bileşenlerin dördünde de UNDP’nin rolü, planlanan etkinliklerin uygulanması ve beklenen sonuçların elde edilmesi için yerli ve yabancı uzmanlar aracılığıyla danışma hizmetlerini, teknik yardım de eğitimi sağlamak olacak.

 

Proje bağlamında öngörülen etkinlikler şunlar:

• Yakın bir zaman önce kabul edilen mevzuatta ifade edildiği gibi, önümüzdeki yıllarda Hükümetin yerel yönetim reform programının uygulanmasına yönelik bir stratejinin ayrıntılı biçimde hazırlanması. Bu geniş kapsamlı stratejinin bir parçası olarak, Türkiye’deki yerel yönetim reformunu destekleyecek ve bu konuda farkındalık yaratacak bir İletişim Planı’nın ayrıntılı biçimde hazırlanması ve uygulanması (ülke içi ve dışında).
• Yakın bir zaman önce kabul edilen mevzuatın, Avrupa Anlaşmaları ile iyi yerel yönetişim için gerekli ilkeler ve standartlarla uyum açısından değerlendirilmesi.
• İçişleri Bakanlığı çalışanlarına (merkezde veya valilikler ile kaymakamlıklardaki) sunulan mevcut eğitim programlarının gözden geçirilmesi ve Avrupa Birliği (AB) yerel yönetim sistemleri ve mevzuatı hakkındaki eğitim programlarının geliştirilmesi/uygulanması.
• Yerel yönetim işleriyle görevli İçişleri Bakanlığı çalışanlarına (merkezde) yönelik İngilizce dil eğitimi verilmesi.
• Yerel yönetim birliklerinde karar verme merciindeki yöneticiler ve çalışanlar için bir eğitim/kapasite geliştirme programının tasarlanması ve uygulanması.
• Bir belediye ortaklıkları rehberinin kapsamlı olarak hazırlanması ve Türkiye’deki yerel yönetimler için ortaklık fırsatlarını içeren bilginin dağıtımını gerçekleştirecek bir hizmet biriminin oluşturulması.
• Yerel yönetimlerde bütçeleme usulü ve hizmet işleyişinin iyileştirilmesine yönelik en az 6 pilot projenin tasarlanması ve uygulanması. Böylesi projeler, katılımcı bir yaklaşım yoluyla yerel bütçelerin iyileştirilmesi için yardıma yol açacak. Mevcut kamu hizmetlerinin durumu ve işleyişinin değerlendirilmesi, Hizmet İyileştirme Eylem Planları’nın ayrıntılı biçimde hazırlanması ve uygulanması ve pilot projelerin amaçlarına uygun konularda Belediye Başkanları, yöneticiler ve çalışanların eğitilmesi.
• Bütçeleme usullerini iyileştirmeleri amacıyla (özellikle çok-yıllı yatırım planlamasıyla ilgili olanları) Belediyeler tarafından (özellikle küçük ve orta ölçekli olanların) kullanılabilecek elkitaplarının ve yazılım araçlarının ayrıntılı biçimde hazırlanması.
• Modern belediye yönetimi konusunda bir eğitim programının (eğitim malzemeleri ve elkitapları dâhil) geliştirilmesi, eğiticilerin eğitilmesi ve eğitim programından (birer haftalık eğitici kurslar yoluyla) belediyelerin en az 500 çalışanının yararlandırılması.
• Yerel kamu finansmanı konusunda görevli yerel (Türk) danışmanlar için bir eğitim programı ve belgelendirme (sertifikasyon) sisteminin geliştirilmesi ve ilk grup “onaylı danışmanların” (50) eğitimi ve belgelendirilmesi.
• Eğitim programlarının bilgisayar bağlantılı bir sürümü dâhil, proje kapsamındaki eğitim programlarının geliştirilmesini, eğitimleri verebilecek eğiticilerin eğitilmesini ve Belediyeler ve diğer yerel yönetimlere kolaylıkla yönlendirilebilecek onaylı danışmanların sağlanmasını kolaylaştıracak bir kaynağın oluşturulması (SPA’lar gibi).


YU: Programın sonunda neyi başarmayı bekliyorsunuz?

 

Öncelikle, proje için belirlenen sonuçların her birini elde etmeyi bekliyoruz. Aynı zamanda projenin, İçişleri Bakanlığı (Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü) ile Türkiye’deki bütün yerel yönetimlerin temsilci kuruluşları olarak yerel yönetim birlikleri arasında daha iyi bir iletişim ve işbirliğinin temellerini oluşturmasını da bekliyoruz. Bu, ileride oluşturulacak ve İçişleri Bakanlığı ve yerel yönetim birliklerinin birlikte tanımlayacağı, hazırlayacağı, uygulayacağı ve izleyip değerlendireceği başka programlar ve projelerin önünü açacaktır.

 

Proje nihai olarak, İçişleri Bakanlığı (Merkez ve Valilikler/Kaymakamlıklar) tarafından uygulanıp yönetilen yerel yönetim işlerinde belli bir değişime neden olacaktır. Böylece, stratejik planlama, işbirliği, ortaklık ve verimlilik kavramları ve uygulamaları, Türkiye’nin AB’ye katılım öncesi süreç bağlamında aşamalı olarak Hükümetin reform politikaları alanında yer bulacaktır.


YU: Bugün Türkiye’de Yerel Yönetim alanındaki temel sorunlar nelerdir? Bu programın bu sorunların üstesinden geleceğini düşünüyor musunuz? Başka neler yapılabilir?

 

Genel olarak, Türk Hükümet ve Kamu Yönetimi sisteminde yerel yetkililerin kurumsal pozisyonları ile rollerinin henüz AB üye devletlerindeki benzer yetkililerin bulundukları pozisyonla kıyaslanamayacağı söylenebilir. Bunun gayrı safi iç hasıla veya konsolide kamu harcamaları açısından yerel kamu sektörünün göreceli ağırlığından sorumluluklarının kapsamı ve kurum içindeki yetkilerine ve kamu hizmetlerinin ve yerel düzeydeki sosyo-ekonomik gelişimin teşvikinin sağlanmasına olduğu kadar, kamu politikaları ve karar alma güçleri açısından merkezi hükümet karşısındaki göreceli özerklik pozisyonlarına kadar farklı birçok nedeni var.

 

Geçen iki yıl boyunca çıkartılan yeni mevzuat, bu zaafları veya “boşlukları” giderdi, ama şimdi esas zorluk bu yeni mevzuatı işler hale getirmek.

 

Bu bağlamda, yerel düzeyde (özellikle küçük ve orta ölçekli belediyelerde) birçok bilgilendirme ve bilinç artırma çalışmalarının yürütülmesi gerekiyor. Aynı zamanda, yerel yetkililer (seçilmiş temsilciler, yöneticiler ve çalışanlar) için, özellikle yönetim araçları (stratejik planlama, çok-yıllı bütçeleme, hizmet işleyişi ve kalitesi, kamu fonlarının verimli biçimde yönetimi) ve yöntemlerinin yenileştirilmesiyle ilgili alanlarda çok kapsamlı eğitim ve kapasite geliştirme çalışmaları gerekli olacak.

Bir diğer zorluk da, yerel idarenin karar alma süreçlerinin daha da demokratikleştirilmesi, (hem Konseylerin seçilmiş üyeleri hem de yurttaşlar ve onların bağlı oldukları örgütler için) bilgi ve katılıma erişimin kapsamının genişletilmesine duyulan ihtiyaç. Bu, (Belediye Başkanları ve seçilmiş Konseylerle ilgili yönetim birimlerinin, yurttaşlarla ilgili seçilmiş Konseylerin) hesap vermeleri alanındaki tedbirler ve ilerlemelerle birleştirilerek sağlanmalıdır. Bu alanlardaki kararlı çalışma ve ilerlemeler, yerel yetkililerin yurttaşlara hizmet verirken görev ve sorumluluklarını eksiksiz yerine getirmelerini teminat altına almak, yolsuzluğun ve kamu fonlarının kötüye kullanımının önlenmesi bakımından çok önemlidir.

 

YU: Bu programın aslında Türkiye’de Yerel Yönetimlerle ilgili yeni mevzuatın özenle hazırlanmasına katkı sağlaması gerekiyordu. Ancak, mevzuatın büyük bölümü projenin başlangıcından önce zaten çıkartılmıştı. Yeni mevzuatın Yerel Yönetim Reform programı üzerindeki etkisi ne oldu? Program hâlâ bu alandaki belirli hedeflere odaklı mı? Türkiye’de bu alanda projenin katkı sağlayabileceği başka mevzuata ihtiyacı var mı?

 

Bu aşamada, mevzuat taslağına destek vermek programın öncelikli amaçlarından biri değil. Program, yeni mevzuatın uygulanmasının önündeki engelleri ortadan kaldırmaya ve uygulamada ilerleme sağlanmasına destek verilmesine odaklandı.

 

Ancak proje, bu alanda Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerine uyum açısından (Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin onayladığı Avrupa Yerel Öz Yönetim Şartı ve diğer uluslararası araçlar) olduğu kadar, Türkiye’deki yerel yetkililerin önüne, AB üyeliği bağlamında kendilerinden beklenen rolü oynamaya hazırlanırken bir engel olarak çıkan muhtemel boşluk veya noksanları tespit etmek için de yeni mevzuatın ayrıntılı bir değerlendirmesini gerçekleştirecek. Burada şu notu düşmek gerekiyor: Etkili AB üyeliği için gerekli olan en önemli “idari kapasiteler”, merkezi hükümet düzeyindeki kapasitelerle ilgili olsa da, AB müktesebatının etkin uygulanmasında (örneğin, çevrenin korunması veya sosyo-ekonomik gelişme alanında) AB üye ülkelerindeki yerel yetkililer de önemli bir rol oynuyor ve aynı zamanda (kamu yardımları, kamu alımları gibi) birçok açıdan merkezi hükümetle aynı kurallara tabi bulunuyorlar.


YU: Bu proje, Yerel Yönetimle ilgili yeni mevzuatın uygulanmasına hangi açılardan katkıda bulunacak?

 

Daha önce de belirttiğim gibi, projenin bu amaca şu yollardan katkı sağlaması bekleniyor:

 

• Hem merkezi hem de yerel yönetimlerde (İçişleri Bakanlığı, Valilikler, Birlikler, yerel yetkililer), temel olarak eğitimler yoluyla bilinç ve kapasitenin oluşturulması.
• Bazı reformların uygulanmasını kolaylaştırıcı araç ve yöntemlerin geliştirilmesi (çok-yıllı yatırım planlaması için araçlar, ileride kullanılmak üzere eğitim programları ve elkitapları).
• Süreç içinde “vesayet”ten “işbirliği”ne dönüşümün teşviki için merkezi ve yerel yönetimlerin birbirleriyle olan ilişkilerinde değişim sağlanmasına yarımcı olunması.
• Sonradan daha geniş bir yerel yetkililer grubu için de tekrarlanabilecek, ana konulardaki (ayrıntılı bütçe hazırlanması, yerel kamu hizmetleri için performans ölçümü ve yönetimi) kullanışlı iyileştirme çalışmaları alanındaki başarılı pilot deneyimlerinin geliştirilmesi ve uygulanması.


Projeyle ilgili ayrıntılı bilgi için:
http://www.undp.org.tr/LocalAdministrationReformProgramme.asp

 

UNDP, Türkiye’deki yerel yönetişim sorunlarıyla, Yerel Gündem 21 Programı aracılığıyla, aslında uzun zamandan beri ilgileniyor.

 

Yerel Gündem 21 Programı

 

Yerel Gündem 21 (YG21) programı, UNDP’nin Türkiye’de iyi yönetişim ve yerel demokrasinin teşvikinde yararlandığı temel araç oldu. Programın kendisi, Rio Konferansı gibi UNDP’nin küresel çevre girişimleriyle olan bağlantılarından yararlandı ve Türkiye’de 1996’da düzenlenen çevre alanında en önemli BM Zirvesi olan Habitat II’ ye Türk hükümeti ve belediye başkanlarının katılımının doğrudan bir sonucuydu.

 

Bu hassas alanda UNDP başarılı bir hızlandırıcı yaklaşım benimsedi. Bu yaklaşım, ağırlıkla ulusal teknik girdilere ve programın tasarım ve uygulanmasının erken aşamalarındaki kapasiteye dayanıyordu. Aynı zamanda UNDP, Türkiye bağlamında yenilikçi ve yeni girişimlerin başlatılmasını kolaylaştırmak amacıyla kendisinin uluslararası deneyimini de devreye soktu.

 

YG21 programının temel unsuru, karar alma sürecinde kent düzeyinde katılımcı mekanizmalar olan Kent Konseyleri’nin oluşturulmasını öngörüyor. Bu Konseyler sivil toplum kuruluşlarını, işçi sendikalarını, özel sektörü, bireylerden oluşan yurttaşları ve yerel yönetimi bir araya getirerek, yurttaşları doğrudan ilgilendiren konuların gündeme getirilip tartışılmasını sağlayan bir danışma forumu işlevi görüyor.

 

UNDP’nin bilgi ve birikiminden etkin biçimde yararlanan YG21, aynı zamanda Habitat ve Gündem 21 Gençlik Derneği’nin kuruluşuna ve yine ulusal düzeyde faaliyet gösteren yerel gençlik platformlarının oluşumuna da yardımcı oldu. YG21 projesi, merkezi İstanbul’da bulunan Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği-Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı (IULA-EMME) tarafından “ulusal düzeyde yönetiliyor”.


YG21 Programı’nın Sonuçları

 

UNDP, hayli önemli miktarda kaynağı LA21 programı için bir araya getirmeyi başardı ki bu, UNDP’nin Türkiye’deki birçok donör ve ortağı tarafından bir başarı öyküsü olarak değerlendiriliyor. YG21 için, UNDP’nin Merkezi “Kapasite 21” fonları olarak adlandırılan kaynaktan yaklaşık 2 milyon dolar ve Türkiye, Kanada, Danimarka, Fransa ve İsviçre hükümetleri de 4,5 milyon dolar tahsis etti.

 

YG21, UNDP Türkiye’nin kendi kısıtlı kaynakları üzerindeki denetim ve Türkiye’de sadece çevresel varlıkların yönetiminden daha fazla sonuca yol açan değişimleri etkileme gücüne bir örnek oluşturuyor. UNDP, sivil toplum kuruluşları ve birer birey olarak yurttaşların karar alma sürecine katılım düzeyinin önemli oranda artmasına yardımcı oldu ve aynı zamanda Türkiye’deki yönetişimde ademi merkeziyetçiliğin düzeyini de yükseltti. En geniş anlamda UNDP’nin YG21 programı, birçoğu yerel düzeyde kendiliğinden benimsenen Kent Konseyleri modelini yaygınlaştırdı ve başlangıçta sayıları dokuz olan pilot girişimlerin miktarını yerel girişimler aracılığıyla ülke çapında 50 kente çıkardı.

 

UNDP, YG21 modelinin gelişimde önemli bir hızlandırıcı rol oynadı. Bir veya iki kayda değer girişimin yanında YG21 programı, UNDP’nin amiral gemisi olma özelliğine sahiptir ve UNDP’nin Türkiye’deki kalkınma haritasındaki yerini almasını sağlamıştır. Merkezi hükümet, yerel yetkililer, bağışçılar ve ulusal düzeyde faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarının hepsinin bir başarı olarak değerlendirdikleri YG21 programı, UNDP’ye yerel düzeyde bir ortak olarak önemli ölçüde kurumsal kimlik ve itibar sağladı.


Yerel Gündem 21 Programı artık uzun erimli büyük bir program

 

Yerel Gündem 21 (YG21) Programı Türkiye Ulusal Koordinatörü Sadun Emrealp ile programın geçmişten günümüze neleri gerçekleştirdiği ve bundan sonra nelerin hedeflendiği konularında bir söyleşi yaptık.


YENİ UFUKLAR: Yerel Gündem 21 (YG21) Programı nereden nereye geldi?

 

SADUN EMREALP: YG21 Programı, 1996'da İstanbul'da düzenlenen Habitat II Zirvesi’nin sağladığı ivmeyle 1997’de başladı. Çıkış noktası, Türkiye’de belediyelerin desteklenmesiydi. Türkiye’deki YG21 uygulamaları, 1997’nin sonunda UNDP’nin desteğiyle IULA-EMME’nin* koordinatörlüğünde yürütülen, ‘Türkiye’de Yerel Gündem 21’lerin Teşviki ve Geliştirilmesi’ Projesi ile başladı. Bakanlar Kurulu’nun kararıyla başlatılan proje, iki yıllık bir uygulama dönemi sonrasında Aralık 1999’da tamamlandı.

 

İlk uygulamada 9 kenti zor bulduk ama kısa bir sürede 20’leri aştı. İlk projenin başarısı üzerine UNDP, ikinci aşamaya da destek vermeyi kabul etti; Bakanlar Kurulu’nun da bunu benimsemesinin ardından, ‘Türkiye’de Yerel Gündem 21’lerin Uygulanması’ başlığını taşıyan ikinci aşama projesi Ocak 2000’de başladı. İkinci aşaması sırasında çeşitli alt-projelerin başlatılması ve yeni katılımlarla proje ortağı yerel yönetimlerin sayısı projede öngörülen 50’yi buldu ve hatta aştı. Halen 62’si resmi, 20 civarında da çalışmalarını başlatmış ama sınırlamalar nedeniyle program ortağı olamayan belediyeler var.

 

YG21 Programı, ilk başta tek tek projelerle yürürken, artık “proje” çerçevesinden çıkarılarak, uzun erimli büyük bir programa dönüştü. Bugün gelinen noktada, Kent Konseyleri gibi katılımcı yapılar yasalara girdiği için, artık ortakların sayısının artmasından ziyade ortaklıkların sınırı genişleyecek.

 

Türkiye Yerel Gündem 21 Programı’nın üçüncü aşaması ise, birbirini destekleyen bir dizi projeyle başlatılmış bulunuyor. Üçüncü aşamanın ana projesi, “Türkiye Yerel Gündem 21 Yönetişim Ağı Yoluyla BM Binyıl Bildirgesi Hedefleri ve Johannesburg Uygulama Planı’nın Yerelleştirilmesi” başlığını taşıyor. Bu proje kapsamında, merkezi yönetimin ilgi ve desteğinin artırılması ve tanıtım eksikliğinin giderilmesi öngörülüyor. Ayrıca, ilgili küresel hedeflerin yerelleştirilmesinde tüm dünyaya örnek olan bir programa dönüşmesi amaçlanıyor. Proje kapsamında ayrıca, Yerel Projelere Destek Programı da yer alıyor.


YU: Kent Konseyleriyle ilgili yasal düzenlemelerin etkisi ne oldu?

 

SE: Yasal düzenlemeler kapsamında kentlerde çeşitli katılımcı yapıların oluşturulması gerekiyor. Bunların başında da Kent Konseyleri geliyor. Burada püf noktası, bunu baştan öngörmek mümkün değildi. 2003’teki son hali itibarıyla, merkezi yerel yönetimlerle sivil toplumu buluşturacak bir anlayışla yasaya girdi. Yasanın 76. Maddesi, “Kent Konseyi” başlığıyla oluştu. Yasanın ikinci bölümünde de konseylerin nasıl işleyeceği anlatılıyor. Yeni yasal düzenlemeler, bununla da sınırlı değil. Mesela, mahalle ölçeğinde katılımla ilgili bir madde var; bir başka maddede hemşehrilik hukuku katılımcılık esasında yeniden tanımlanıyor. Belediye ihtisas komisyonlarına sivil toplum kuruluşlarının katılımı öngörülüyor. Artık belediye yasalarına göre, 50 binden fazla nüfusu olan yerlere kadın sığınma evleri açma zorunlu kılındı.


YU: Belediyelerin politik yapısıyla yeni yasaları uygulamaları arasında bire bir ilişki var mı?

 

SE: Belediye başkanlarının kişiliği, her zaman bağlı bulundukları partinin politikasıyla örtüşmüyor. Hatta çoğu zaman büyük farklılık gösteriyor. En ücra köşedeki bir belediye başkanı, sizinle mükemmel bir ortaklık yürütüp, yeni yasalardan kaynaklanan uygulamaları hemen başlatabiliyor. Merkezi iktidara yakın olmaları, kaynak elde etme açısından avantaj ama bu, uygulama konusunda aynı avantajı sağlamıyor.


YU: Bu saydığınız olumlu gelişmeler uygulanıyor mu peki?

 

SE: Yasa 2005 yılında çıktı. O nedenle sonuçları almak için henüz çok erken. Üzerinden en az bir yıl geçtikten sonra daha kapsamlı bir değerlendirme yapılabilir.


YU: Yasaların çıkmasında YG21 ile UNDP’nin rolü ne oldu?

 

SE: Doğrudan etkisi oldu ve bunu da şöyle anlıyoruz: Yasaların çıkmasından önce, YG21’ın faaliyet yürüttüğü kentlerde toplantılar düzenlendi. Bu toplantılarda birçok öneri geliştirildi ve bu önerilerin çoğu yasada yansımasını buldu. İçişleri Bakanlığı’nın belediye kanunlarıyla ilgili yönetmelik hazırlama yükümlülüğü bulunuyor. Bakanlık bununla ilgili YG21 kentleriyle işbirliği içinde çalıştı. Söz konusu yönetmelik yayımlanmak üzere. Bazı maddeler var ki, yasalara girmeden uygulamadaki muhtemel sonuçları konusunda tedirginlik yaratıyor. Ama kentler, bu maddelerde öngörülenleri zaten öteden beri gayet iyi uyguladıkları ve bunu da ilgililere örmeklerle anlattıkları için, endişeler giderildi ve yasalara da girdi.

 

Bu yönetmeliklerden biri de Kent Konseyleriyle ilgili. Yönetmeliğin 77. Maddesi, belediye hizmetlerine gönüllülerin katılımıyla ilgili. Bu madde ile ilgili yönetmelik de yayımlandı.


YU: Bu yeni yasa ve yönetmeliklerden kamuoyu haberdar mı? Bunlar gündelik yaşamda yer bulacak mı?

 

SE: Bunların gündelik yaşamda ifadesini bulması, yerel çalışmalarla yakından ilgili. Bu konulara inanmış yerel yönetimlerle çalışmak önemli. Mahalle Meclisleri gibi yapıların oluşturulması, belde halkının çalışmalara katılması ve yasa ve yönetmeliklerin öngördüklerinin gündelik yaşantısında ifadesini bulması demektir. İzmit, İzmir, Diyarbakır ve Antalya gibi yoksulların yoğun olduğu kentlerde birçok Mahalle Meclisi var ve çok iyi çalışıyorlar. Ayrıca Türkiye’de 40 kadar da Kadın Meclisi var. Farklı kurum ve kuruluşları bir araya getirip, örgütlenmemiş kadınları yönetime katıyorlar.


YU: Bundan sonra ne gibi çalışmalar yapılacak?

 

SE: Bizlerin hâlâ devrede olmamız traji-komik. IULA-EMME’ye ve UNDP’ye şemsiye kuruluşlar olarak hâlâ gereksinim var. Oysa bunlar her belediyenin, her kentin kendi bağlamında yapacağı şeyler. Bundan sonraki rolümüz, Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin yerelleştirilmesi kapsamında bir hareket başlatmak, programda elde edilen başarıyı hızla Türkiye’ye yaymaya çalışmak olacak.


YU: Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin yerelleştirilmesi konusunda önümüzdeki dönemde neler yapılacak?

 

SE: Türkiye’de ve dünyada sıkıntı çekiyoruz. Herkes bundan bahsediyor ama ne kastediyoruz belli değil. Uygulama ve değerleme göstergeleri eksik. Burada şeffaflık, katılım, hesap verme gibi yönetişim göstergeleri, ölçülemeyen noktada. Ortak çarpan bulmak zor oluyor yani. Belediye bütçesi, Binyıl Kalkınma Hedefleri kapsamında ne kadar harcanıyor, bilemiyoruz.

 

Önümüzdeki dönemde, “Kentimiz Binyıl Kalkınma Hedefleri’ni Destekliyor” kampanyası kapsamındaki uygulamaları başlatmayı, uygulama göstergelerini geliştirmeyi ve yerel projelere destek kapsamını geliştirip derinleştirmeyi hedefliyoruz.


Yerel Gündem 21 (YG21) Programı Türkiye Ulusal Koordinatörü Sadun Emrealp’in bize aktardıkları bunlardı.

 

Türkiye Yerel Gündem 21 Programı’nın üçüncü aşaması kapsamında yürütülen ana proje, “Türkiye Yerel Gündem 21 Yönetişim Ağı Yoluyla BM Binyıl Bildirgesi Hedefleri ve Johannesburg Uygulama Planı’nın Yerelleştirilmesi” başlığını taşıyor. Bu proje çerçevesinde, Yerel Projelere Destek Programı (YPDP) da yer alıyor.

 

Yerel Projelere Destek Programı, bir küçük hibe programı. Bu program kapsamında, birinci uygulama döneminde 8, ikinci uygulama döneminde ise 16 proje seçildi. Mayıs 2005’te kabul edilen ve 1 yıl süreli birinci dönem projeler, Ağustos 2005’ten bu yana uygulanıyor. 8 ay süreli ikinci dönem projelerin uygulanmasına ise 2006 yılının başında başlandı.

 

İkinci dönem projeleri içinde destek verilenlerden biri de Yalova, “Yeni Binyıl Düşünce Atölyesi Projesi”. Yalovalı gençlerin yürüttüğü projenin temel hedefleri şöyle sıralanıyor:

• 6–8 Eylül 2000 tarihlerinde New York’ta düzenlenen Birleşmiş Milletler Binyıl Zirvesi ve bu zirve sonunda 191 ülke

tarafından imzalanan Binyıl Bildirgesi’nin yerel düzeyde tanınması ve bu konudaki toplumsal bilinç düzeyinin artırılması,
• Gençlerin düşünce üretme aşamaları konusunda bilgilenmesi ve kendi bakış açılarını bu üretim sürecine dâhil etmesi,
• Yeni binyıldaki yerel, ulusal, bölgesel ve küresel sorunları tartışarak, bu sorunlar hakkında toplumsal duyarlılık yaratılması,
• Yerel Gündem 21 çalışmalarının yaygınlaştırılması,
• Binyıl Kalkınma Hedeflerinin tanıtımını başka kentlerde gerçekleştirecek eğitici kadrolar oluşturup, başka kentlere destek olunması.

Proje kapsamında “Yeni Binyıl Düşünce Atölyesi, “Yeni Binyıl Söyleşileri”, “Yeni Binyıl Konferansları”, “Yeni Binyıl Dergisi” ve “Yeni Binyıl Kitaplığı” adı altında bir dizi etkinlik gerçekleştirilecek. Düzenlenmesi planlanan “Yeni Binyıl Söyleşileri” sekiz konu başlığı altında yapılacak: “Yeni Binyılda Eğitim Sorunları”, ““Yeni Binyılda Çevresel Tehditler”, “Yeni Binyılda Güvenlik Konsepti”, “Yeni Binyılda Bölgesel ve Küresel İşbirliği”, “Yeni Binyılda Din ve Toplum İlişkileri”, “Yeni Binyılda Sürdürülebilir Kalkınma Sorunu”, “Yeni Binyılda Enerji Politikaları” ve “Yeni Binyılda Halk Sağlığı Sorunları”.

 

Gerçekleştirilecek 3 konferansta ise, “Yeni Binyılda Türkiye”, “Yeni Binyılda Avrupa” ve “Yeni Binyılda Dünya” konuları ele alınacak.

Daha ayrıntılı bilgi için: www.la21turkey.net


Yeni Binyıl Düşünce Atölyesi Projesi:
Yerel Gündem 21 Evi
Cumhuriyet Meydanı Uğur Mumcu İş Hanı Kat:2
Yalova
Telefon: 0226 811 51 22
Faks: 0226 811 51 20
e-posta: genelsekreterlik@yalovakentmeclisi.org


*IULA-EMME: Uluslararası Yerel Yönetimler Birliği-Doğu Akdeniz ve Ortadoğu Bölge Teşkilatı


Back to top
 © UNDP Turkey, 2005 Copyrights & Terms of Use
Anasayfa
 
Geri
English Version
 
Archive
 
Subscribe
 
Unsubscribe
 
Printer Friendly Version