|
Türkiye’de yönetişim
sistemi öteden beri hayli merkezi ve
Ankara’daki güçlü bir
ulusal bürokrasi güçsüz
ve bağımlı yerel yönetimlere
hükmediyor. Ayrıca devlet kurumları on
yıllardan beri köklü değişikliklere
karşı direnç gösterdi
ve hükümetler de dışarıdan
gelen ve idari sistemde reform yapılmasını öngören öneri
ve yardım tekliflerine sıcak bakmadı.
Güçlü bir üniter
ve merkezileştirilmiş yönetişim
geleneğinin sonucunda ademi merkeziyetçilik
ve yerel yönetim, özellikle
hassas bir alan olma vasfını korudu.
Sivil Toplum Kuruluşları (STK’lar)
ve hükümetler dışı örgütler
de uzun yıllar boyunca hiç teşvik
görmedi. Ancak son yıllarda,
ekonomik krizin yol açtığı yapısal
reform gereksinimlerinin ve yakın
bir zaman önce de AB’ye katılıma
yönelik önceliklerin bir sonucu
olarak değişikler meydana gelmeye
başladı. Hükümet,
Türkiye’deki devlet yapılanmasını modernleştirmek
ve bunun yanında, neredeyse bütün
AB yardım programlarının
artık mali akışın
bölgesel ve yerel yönetimlere
kanalize edilmesini ve yine onlar aracılığıyla
dağıtılmasını gerektirdiğinden,
AB’ye katılım yükümlülüklerini
yerine getirmek için de reform
yapma gereğinin ve dış kuruluşlarla
ortaklığa girmenin yararlarının
farkına vardı. Ve bu anlayış,
Avrupa Komisyonu’nca desteklenen
ve Birleşmiş Milletler Kalkınma
Programı’nca (UNDP) uygulanan
Türkiye Yerel Yönetim Reform
Programı’nın oluşturulmasına
neden oldu.
Yerel Yönetim Reform Programı’na
Teknik Destek
Türk idari sistemini AB standartlarıyla
uyumlu kılmak ve gelecekteki AB üyeliği
için gerekli idari sistemi güçlendirmek
amacıyla, modernleştirmeyi
ve demokratikleştirmeyi öngören
geniş kapsamlı bir program çerçevesinde
hükümet, ülkedeki yerel
yönetimlerin (Belediyeler ve İl Özel İdareleri)
yeniden yapılanması ve modernizasyonunu
hedefleyen bir programı başlattı.
Yeni Yerel Yönetimler Yasası’nın
kabul edilmesiyle halen başlamış olan
program, yerel idareleri tüm açılardan
yeniden yapılandıracak çok
geniş bir reformlar dizisinden oluşuyor.
Reformların nihai amacı, Yerel
Yönetimlerin daha iyi kamu hizmeti
sağlamasını, mali kaynaklarını daha
verimli bir biçimde yönetmesini
ve ulusal yetkililerle politika oluşturma
hususunda daha etkin bir çalışma
için mali kaynaklarının
daha verimli yönetimini ve kapasitelerinin
güçlendirilmesini sağlamanın
yanı sıra AB üye ülkelerindeki
diğer Yerel Yönetimler ile
ortaklıklar oluşturmayı öngörüyor.
Programın uygulanmasından öncelikle İçişleri
Bakanlığı (Yerel Yönetimler
Genel Müdürlüğü)
sorumlu. Avrupa Birliği programı,
MEDA programı aracılığıyla
destekliyor.
UNDP Türkiye, İçişleri
Bakanlığı ve Avrupa Birliği
tarafından talep edilen teknik yardımı sağlamak üzere
Türk Hükümeti ve Avrupa
Komisyonu’nca seçildi. Bu
bağlamda, “Yerel Yönetim
Reform Programı’na Destek” başlıklı proje
başlatıldı. Yeni Ufuklar,
proje ekibinin başında bulunan
teknik danışman Adolfo Sanchez’le
proje hakkında bir söyleşi
yaptı:
YENİ UFUKLAR: Bize Yerel Yönetim
Reform Programı hakkında bilgi
verebilir misiniz?
Adolfo Sanchez: Yerel Yönetim Reform
Programı, 2003’te Avrupa Komisyonu
ile Türk Hükümeti arasında
varılan
anlaşmanın sonucunda
oluşturulan bir proje. Proje genel
olarak, Türkiye’deki yerel
yönetim reformunun geliştirilmesini
desteklemeyi amaçlıyor. Bunu
da 1) Reform politikalarını ve
girişimleri oluşturup uygulaması için
hem merkezi hem de yerel yönetimlerin
kapasitesini güçlendirerek,
2) Seçilen pilot idarelerin bütçe
usullerini ve hizmet işleyişini
iyileştirerek ve 3) Eğitimler
yoluyla insan kaynaklarının
verimliliği ve etkinliğini
geliştirerek gerçekleştiriyor.
Proje Ağustos 2005’te başladı ve
29 ay sürerek Kasım 2007’de
sona erecek.
Proje İçişleri Bakanlığı (Yerel
Yönetimler Genel Müdürlüğü)
tarafından uygulanıyor; Birleşmiş Milletler
Kalkınma Programı (UNDP) Türkiye
teknik yardım sağlarken, Avrupa
Komisyonu MEDA Programı da
finanse ediyor.
Yerel Yönetimler Genel Müdürlüğü’nün
dışında projenin paydaşları arasında
Yerel Yönetim Birlikleri (ulusal
ve bölgesel), Belediyeler ve İl Özel İdareleri
(özellikle bütçeleme
usulü ve hizmet işleyişlerinin
iyileştirilmesine yönelik pilot
olarak seçilen alt projeler için), İçişleri
Bakanlığı’nın
diğer birimleri (Eğitim Bölümü,
Teftiş Kurulu, Valilikler ve Kaymakamlıklar)
ve Türkiye ve Orta Doğu Amme İdaresi
Enstitüsü (TODAIE) bulunuyor.
Projenin yararlanıcıları ise İçişleri
Bakanlığı’nın
yönetici ve çalışanları (Merkez
ve bölgesel birimler), yerel yönetim
birliklerinin temsilcileri ve çalışanları,
seçilen temsilciler, yerel yönetimlerin
yönetici ve çalışanları ile
yerel yönetimlerin finansmanı konusunda
görev yapan Türk danışmanlar.
YU: Program
süresince hangi etkinliklerin
gerçekleştirilmesi öngörüldü?
Programın çalışma
planı, bir dizi kesin “sonuç” (toplamda
23 sonuç) elde etmek üzere
hazırlandı ve etkinlikler de,
bu sonuçların gerçekleştirilmesi
doğrultusunda tasarlandı ve
bir takvime bağlandı. Beklenen
sonuçlar dört ana bileşen
etrafında gruplandı: 1) Reform
kapasitesinin güçlendirilmesi
(İçişleri Bakanlığı,
Yerel Yönetim Birlikleri ve yerel
yönetimlerde), 2) Bütçe
usullerinin ve hizmet işleyişinin
iyileştirilmesi (seçilen
pilot idarelerde), 3) Yerel yönetimlerde
insan kaynaklarının verimliliği
ve etkinliğinin geliştirilmesi
ve 4) Programın genel idaresi ve
yönetilmesi.
Bileşenlerin dördünde de
UNDP’nin rolü, planlanan etkinliklerin
uygulanması ve beklenen sonuçların
elde edilmesi için yerli ve yabancı uzmanlar
aracılığıyla danışma
hizmetlerini, teknik yardım de eğitimi
sağlamak olacak.
Proje bağlamında öngörülen
etkinlikler şunlar:
• Yakın
bir zaman önce kabul edilen
mevzuatta ifade edildiği
gibi, önümüzdeki
yıllarda Hükümetin
yerel yönetim reform programının
uygulanmasına yönelik
bir stratejinin ayrıntılı biçimde
hazırlanması. Bu
geniş kapsamlı stratejinin
bir parçası olarak,
Türkiye’deki yerel
yönetim reformunu destekleyecek
ve bu konuda farkındalık
yaratacak bir İletişim
Planı’nın ayrıntılı biçimde
hazırlanması ve uygulanması (ülke
içi ve dışında).
• Yakın bir zaman önce
kabul edilen mevzuatın,
Avrupa Anlaşmaları ile
iyi yerel yönetişim
için gerekli ilkeler
ve standartlarla uyum açısından
değerlendirilmesi.
• İçişleri
Bakanlığı çalışanlarına
(merkezde veya valilikler ile
kaymakamlıklardaki) sunulan
mevcut eğitim programlarının
gözden geçirilmesi
ve Avrupa Birliği (AB)
yerel yönetim sistemleri
ve mevzuatı hakkındaki
eğitim programlarının
geliştirilmesi/uygulanması.
• Yerel yönetim işleriyle
görevli İçişleri
Bakanlığı çalışanlarına
(merkezde) yönelik İngilizce
dil eğitimi verilmesi.
• Yerel yönetim birliklerinde
karar verme merciindeki yöneticiler
ve çalışanlar
için bir eğitim/kapasite
geliştirme programının
tasarlanması ve uygulanması.
• Bir belediye ortaklıkları rehberinin
kapsamlı olarak hazırlanması ve
Türkiye’deki yerel
yönetimler için
ortaklık fırsatlarını içeren
bilginin dağıtımını gerçekleştirecek
bir hizmet biriminin oluşturulması.
• Yerel yönetimlerde
bütçeleme usulü ve
hizmet işleyişinin
iyileştirilmesine yönelik
en az 6 pilot projenin tasarlanması ve
uygulanması. Böylesi
projeler, katılımcı bir
yaklaşım yoluyla
yerel bütçelerin
iyileştirilmesi için
yardıma yol açacak.
Mevcut kamu hizmetlerinin durumu
ve işleyişinin değerlendirilmesi,
Hizmet İyileştirme
Eylem Planları’nın
ayrıntılı biçimde
hazırlanması ve uygulanması ve
pilot projelerin amaçlarına
uygun konularda Belediye Başkanları,
yöneticiler ve çalışanların
eğitilmesi.
• Bütçeleme
usullerini iyileştirmeleri
amacıyla (özellikle çok-yıllı yatırım
planlamasıyla ilgili olanları)
Belediyeler tarafından
(özellikle küçük
ve orta ölçekli
olanların) kullanılabilecek
elkitaplarının ve
yazılım araçlarının
ayrıntılı biçimde
hazırlanması.
• Modern belediye yönetimi
konusunda bir eğitim programının
(eğitim malzemeleri ve
elkitapları dâhil)
geliştirilmesi, eğiticilerin
eğitilmesi ve eğitim
programından (birer haftalık
eğitici kurslar yoluyla)
belediyelerin en az 500 çalışanının
yararlandırılması.
• Yerel kamu finansmanı konusunda
görevli yerel (Türk)
danışmanlar için
bir eğitim programı ve
belgelendirme (sertifikasyon)
sisteminin geliştirilmesi
ve ilk grup “onaylı danışmanların” (50)
eğitimi ve belgelendirilmesi.
• Eğitim programlarının
bilgisayar bağlantılı bir
sürümü dâhil,
proje kapsamındaki eğitim
programlarının geliştirilmesini,
eğitimleri verebilecek
eğiticilerin eğitilmesini
ve Belediyeler ve diğer
yerel yönetimlere kolaylıkla
yönlendirilebilecek onaylı danışmanların
sağlanmasını kolaylaştıracak
bir kaynağın oluşturulması (SPA’lar
gibi).
YU: Programın sonunda neyi
başarmayı bekliyorsunuz?
Öncelikle, proje için
belirlenen sonuçların
her birini elde etmeyi bekliyoruz.
Aynı zamanda projenin, İçişleri
Bakanlığı (Yerel
Yönetimler Genel Müdürlüğü)
ile Türkiye’deki
bütün yerel yönetimlerin
temsilci kuruluşları olarak
yerel yönetim birlikleri
arasında daha iyi bir
iletişim ve işbirliğinin
temellerini oluşturmasını da
bekliyoruz. Bu, ileride oluşturulacak
ve İçişleri
Bakanlığı ve
yerel yönetim birliklerinin
birlikte tanımlayacağı,
hazırlayacağı,
uygulayacağı ve izleyip
değerlendireceği
başka programlar ve projelerin önünü açacaktır.
Proje nihai
olarak, İçişleri
Bakanlığı (Merkez
ve Valilikler/Kaymakamlıklar)
tarafından uygulanıp
yönetilen yerel yönetim
işlerinde belli bir değişime
neden olacaktır. Böylece,
stratejik planlama, işbirliği,
ortaklık ve verimlilik
kavramları ve uygulamaları,
Türkiye’nin AB’ye
katılım öncesi
süreç bağlamında
aşamalı olarak Hükümetin
reform politikaları alanında
yer bulacaktır.
YU: Bugün Türkiye’de
Yerel Yönetim alanındaki
temel sorunlar nelerdir? Bu
programın bu sorunların üstesinden
geleceğini düşünüyor
musunuz? Başka neler yapılabilir?
Genel olarak, Türk Hükümet
ve Kamu Yönetimi sisteminde
yerel yetkililerin kurumsal
pozisyonları ile rollerinin
henüz AB üye devletlerindeki
benzer yetkililerin bulundukları pozisyonla
kıyaslanamayacağı söylenebilir.
Bunun gayrı safi iç hasıla
veya konsolide kamu harcamaları açısından
yerel kamu sektörünün
göreceli ağırlığından
sorumluluklarının
kapsamı ve kurum içindeki
yetkilerine ve kamu hizmetlerinin
ve yerel düzeydeki sosyo-ekonomik
gelişimin teşvikinin
sağlanmasına olduğu
kadar, kamu politikaları ve
karar alma güçleri
açısından
merkezi hükümet karşısındaki
göreceli özerklik
pozisyonlarına kadar farklı birçok
nedeni var.
Geçen iki yıl boyunca çıkartılan
yeni mevzuat, bu zaafları veya “boşlukları” giderdi,
ama şimdi esas zorluk
bu yeni mevzuatı işler
hale getirmek.
Bu bağlamda, yerel düzeyde
(özellikle küçük
ve orta ölçekli
belediyelerde) birçok
bilgilendirme ve bilinç artırma çalışmalarının
yürütülmesi
gerekiyor. Aynı zamanda,
yerel yetkililer (seçilmiş temsilciler,
yöneticiler ve çalışanlar)
için, özellikle
yönetim araçları (stratejik
planlama, çok-yıllı bütçeleme,
hizmet işleyişi ve
kalitesi, kamu fonlarının
verimli biçimde yönetimi)
ve yöntemlerinin yenileştirilmesiyle
ilgili alanlarda çok
kapsamlı eğitim ve
kapasite geliştirme çalışmaları gerekli
olacak.
Bir
diğer zorluk
da, yerel idarenin
karar alma süreçlerinin
daha da demokratikleştirilmesi,
(hem Konseylerin
seçilmiş üyeleri
hem de yurttaşlar
ve onların bağlı oldukları örgütler
için) bilgi
ve katılıma
erişimin kapsamının
genişletilmesine
duyulan ihtiyaç.
Bu, (Belediye Başkanları ve
seçilmiş Konseylerle
ilgili yönetim
birimlerinin, yurttaşlarla
ilgili seçilmiş Konseylerin)
hesap vermeleri alanındaki
tedbirler ve ilerlemelerle
birleştirilerek
sağlanmalıdır.
Bu alanlardaki kararlı çalışma
ve ilerlemeler, yerel
yetkililerin yurttaşlara
hizmet verirken görev
ve sorumluluklarını eksiksiz
yerine getirmelerini
teminat altına
almak, yolsuzluğun
ve kamu fonlarının
kötüye
kullanımının önlenmesi
bakımından çok önemlidir.
YU: Bu
programın
aslında
Türkiye’de
Yerel Yönetimlerle
ilgili yeni
mevzuatın özenle
hazırlanmasına
katkı sağlaması gerekiyordu.
Ancak, mevzuatın
büyük
bölümü projenin
başlangıcından önce
zaten çıkartılmıştı.
Yeni mevzuatın
Yerel Yönetim
Reform programı üzerindeki
etkisi ne oldu?
Program hâlâ bu
alandaki belirli
hedeflere odaklı mı?
Türkiye’de
bu alanda projenin
katkı sağlayabileceği
başka mevzuata
ihtiyacı var
mı?
Bu aşamada,
mevzuat taslağına
destek vermek
programın öncelikli
amaçlarından
biri değil.
Program, yeni
mevzuatın
uygulanmasının önündeki
engelleri ortadan
kaldırmaya
ve uygulamada
ilerleme sağlanmasına
destek verilmesine
odaklandı.
Ancak
proje,
bu alanda
Türkiye’nin
uluslararası yükümlülüklerine
uyum açısından
(Türkiye
Büyük
Millet Meclisi’nin
onayladığı Avrupa
Yerel Öz
Yönetim Şartı ve
diğer uluslararası araçlar)
olduğu
kadar, Türkiye’deki
yerel yetkililerin önüne,
AB üyeliği
bağlamında
kendilerinden
beklenen rolü oynamaya
hazırlanırken
bir engel olarak çıkan
muhtemel boşluk
veya noksanları tespit
etmek için
de yeni mevzuatın
ayrıntılı bir
değerlendirmesini
gerçekleştirecek.
Burada şu
notu düşmek
gerekiyor: Etkili
AB üyeliği
için
gerekli olan
en önemli “idari
kapasiteler”,
merkezi hükümet
düzeyindeki
kapasitelerle
ilgili olsa
da, AB müktesebatının
etkin uygulanmasında
(örneğin, çevrenin
korunması veya
sosyo-ekonomik
gelişme
alanında)
AB üye ülkelerindeki
yerel yetkililer
de önemli
bir rol oynuyor
ve aynı zamanda
(kamu yardımları,
kamu alımları gibi)
birçok
açıdan
merkezi hükümetle
aynı kurallara
tabi bulunuyorlar.
YU: Bu
proje,
Yerel Yönetimle
ilgili yeni
mevzuatın
uygulanmasına
hangi açılardan
katkıda
bulunacak?
Daha önce
de belirttiğim
gibi, projenin
bu amaca şu
yollardan katkı sağlaması bekleniyor:
• Hem merkezi
hem de yerel
yönetimlerde
(İçişleri
Bakanlığı,
Valilikler,
Birlikler, yerel
yetkililer),
temel olarak
eğitimler
yoluyla bilinç ve
kapasitenin
oluşturulması.
• Bazı reformların
uygulanmasını kolaylaştırıcı araç ve
yöntemlerin
geliştirilmesi
(çok-yıllı yatırım
planlaması için
araçlar, ileride
kullanılmak üzere
eğitim programları ve
elkitapları).
• Süreç içinde “vesayet”ten “işbirliği”ne
dönüşümün
teşviki için
merkezi ve yerel
yönetimlerin
birbirleriyle olan
ilişkilerinde
değişim
sağlanmasına
yarımcı olunması.
• Sonradan daha
geniş bir yerel
yetkililer grubu
için de tekrarlanabilecek,
ana konulardaki (ayrıntılı bütçe
hazırlanması,
yerel kamu hizmetleri
için performans ölçümü ve
yönetimi) kullanışlı iyileştirme çalışmaları alanındaki
başarılı pilot
deneyimlerinin geliştirilmesi
ve uygulanması.
Projeyle ilgili
ayrıntılı bilgi
için:
http://www.undp.org.tr/LocalAdministrationReformProgramme.asp
UNDP, Türkiye’deki
yerel yönetişim
sorunlarıyla,
Yerel Gündem
21 Programı aracılığıyla,
aslında
uzun zamandan
beri ilgileniyor.
Yerel
Gündem
21 Programı
Yerel Gündem
21 (YG21) programı,
UNDP’nin
Türkiye’de
iyi yönetişim
ve yerel demokrasinin
teşvikinde
yararlandığı temel
araç oldu.
Programın
kendisi, Rio
Konferansı gibi
UNDP’nin
küresel çevre
girişimleriyle
olan bağlantılarından
yararlandı ve
Türkiye’de
1996’da
düzenlenen çevre
alanında
en önemli
BM Zirvesi olan
Habitat II’ ye
Türk hükümeti
ve belediye
başkanlarının
katılımının
doğrudan
bir sonucuydu.
Bu hassas alanda
UNDP başarılı bir
hızlandırıcı yaklaşım
benimsedi. Bu
yaklaşım,
ağırlıkla
ulusal teknik
girdilere ve
programın
tasarım
ve uygulanmasının
erken aşamalarındaki
kapasiteye dayanıyordu.
Aynı zamanda
UNDP, Türkiye
bağlamında
yenilikçi
ve yeni girişimlerin
başlatılmasını kolaylaştırmak
amacıyla
kendisinin uluslararası deneyimini
de devreye
soktu.
YG21 programının
temel unsuru,
karar alma sürecinde
kent düzeyinde
katılımcı mekanizmalar
olan Kent Konseyleri’nin
oluşturulmasını öngörüyor.
Bu Konseyler
sivil toplum
kuruluşlarını,
işçi
sendikalarını, özel
sektörü,
bireylerden
oluşan
yurttaşları ve
yerel yönetimi
bir araya getirerek,
yurttaşları doğrudan
ilgilendiren
konuların
gündeme
getirilip tartışılmasını sağlayan
bir danışma
forumu işlevi
görüyor.
UNDP’nin
bilgi ve birikiminden
etkin biçimde
yararlanan YG21,
aynı zamanda
Habitat ve Gündem
21 Gençlik
Derneği’nin
kuruluşuna
ve yine ulusal
düzeyde
faaliyet gösteren
yerel gençlik
platformlarının
oluşumuna
da yardımcı oldu.
YG21 projesi,
merkezi İstanbul’da
bulunan Uluslararası Yerel
Yönetimler
Birliği-Doğu
Akdeniz ve Ortadoğu
Bölge Teşkilatı (IULA-EMME)
tarafından “ulusal
düzeyde
yönetiliyor”.
YG21
Programı’nın
Sonuçları
UNDP, hayli önemli
miktarda kaynağı LA21
programı için
bir araya getirmeyi
başardı ki
bu, UNDP’nin
Türkiye’deki
birçok
donör ve
ortağı tarafından
bir başarı öyküsü olarak
değerlendiriliyor.
YG21 için,
UNDP’nin
Merkezi “Kapasite
21” fonları olarak
adlandırılan
kaynaktan yaklaşık
2 milyon dolar
ve Türkiye,
Kanada, Danimarka,
Fransa ve İsviçre
hükümetleri
de 4,5 milyon
dolar tahsis
etti.
YG21, UNDP Türkiye’nin
kendi kısıtlı kaynakları üzerindeki
denetim ve Türkiye’de
sadece çevresel
varlıkların
yönetiminden
daha fazla sonuca
yol açan
değişimleri
etkileme gücüne
bir örnek
oluşturuyor.
UNDP, sivil
toplum kuruluşları ve
birer birey
olarak yurttaşların
karar alma sürecine
katılım
düzeyinin önemli
oranda artmasına
yardımcı oldu
ve aynı zamanda
Türkiye’deki
yönetişimde
ademi merkeziyetçiliğin
düzeyini
de yükseltti.
En geniş anlamda
UNDP’nin
YG21 programı,
birçoğu
yerel düzeyde
kendiliğinden
benimsenen Kent
Konseyleri modelini
yaygınlaştırdı ve
başlangıçta
sayıları dokuz
olan pilot girişimlerin
miktarını yerel
girişimler
aracılığıyla ülke çapında
50 kente çıkardı.
UNDP, YG21 modelinin
gelişimde önemli
bir hızlandırıcı rol
oynadı.
Bir veya iki
kayda değer
girişimin
yanında
YG21 programı,
UNDP’nin
amiral gemisi
olma özelliğine
sahiptir ve
UNDP’nin
Türkiye’deki
kalkınma
haritasındaki
yerini almasını sağlamıştır.
Merkezi hükümet,
yerel yetkililer,
bağışçılar
ve ulusal düzeyde
faaliyet gösteren
sivil toplum
kuruluşlarının
hepsinin bir
başarı olarak
değerlendirdikleri
YG21 programı,
UNDP’ye
yerel düzeyde
bir ortak olarak önemli ölçüde
kurumsal kimlik
ve itibar sağladı.
Yerel
Gündem
21 Programı artık
uzun erimli
büyük
bir program
Yerel Gündem
21 (YG21) Programı Türkiye
Ulusal Koordinatörü Sadun
Emrealp ile
programın
geçmişten
günümüze
neleri gerçekleştirdiği
ve bundan sonra
nelerin hedeflendiği
konularında
bir söyleşi
yaptık.
YENİ UFUKLAR:
Yerel Gündem
21 (YG21) Programı nereden
nereye geldi?
SADUN
EMREALP:
YG21 Programı,
1996'da İstanbul'da
düzenlenen
Habitat II Zirvesi’nin
sağladığı ivmeyle
1997’de
başladı. Çıkış noktası,
Türkiye’de
belediyelerin
desteklenmesiydi.
Türkiye’deki
YG21 uygulamaları,
1997’nin
sonunda UNDP’nin
desteğiyle
IULA-EMME’nin*
koordinatörlüğünde
yürütülen, ‘Türkiye’de
Yerel Gündem
21’lerin
Teşviki
ve Geliştirilmesi’ Projesi
ile başladı.
Bakanlar Kurulu’nun
kararıyla
başlatılan
proje, iki yıllık
bir uygulama
dönemi
sonrasında
Aralık
1999’da
tamamlandı.
İlk uygulamada
9 kenti zor
bulduk ama kısa
bir sürede
20’leri
aştı. İlk
projenin başarısı üzerine
UNDP, ikinci
aşamaya
da destek vermeyi
kabul etti;
Bakanlar Kurulu’nun
da bunu benimsemesinin
ardından, ‘Türkiye’de
Yerel Gündem
21’lerin
Uygulanması’ başlığını taşıyan
ikinci aşama
projesi Ocak
2000’de
başladı. İkinci
aşaması sırasında çeşitli
alt-projelerin
başlatılması ve
yeni katılımlarla
proje ortağı yerel
yönetimlerin
sayısı projede öngörülen
50’yi
buldu ve hatta
aştı.
Halen 62’si
resmi, 20 civarında
da çalışmalarını başlatmış ama
sınırlamalar
nedeniyle program
ortağı olamayan
belediyeler
var.
YG21 Programı,
ilk başta
tek tek projelerle
yürürken,
artık “proje” çerçevesinden çıkarılarak,
uzun erimli
büyük
bir programa
dönüştü.
Bugün gelinen
noktada, Kent
Konseyleri gibi
katılımcı yapılar
yasalara girdiği
için,
artık ortakların
sayısının
artmasından
ziyade ortaklıkların
sınırı genişleyecek.
Türkiye Yerel
Gündem
21 Programı’nın üçüncü aşaması ise,
birbirini destekleyen
bir dizi projeyle
başlatılmış bulunuyor. Üçüncü aşamanın
ana projesi, “Türkiye
Yerel Gündem
21 Yönetişim
Ağı Yoluyla
BM Binyıl
Bildirgesi Hedefleri
ve Johannesburg
Uygulama Planı’nın
Yerelleştirilmesi” başlığını taşıyor.
Bu proje kapsamında,
merkezi yönetimin
ilgi ve desteğinin
artırılması ve
tanıtım
eksikliğinin
giderilmesi öngörülüyor.
Ayrıca,
ilgili küresel
hedeflerin yerelleştirilmesinde
tüm dünyaya örnek
olan bir programa
dönüşmesi
amaçlanıyor.
Proje kapsamında
ayrıca, Yerel
Projelere Destek
Programı da
yer alıyor.
YU: Kent
Konseyleriyle
ilgili yasal
düzenlemelerin
etkisi ne oldu?
SE: Yasal
düzenlemeler
kapsamında
kentlerde çeşitli
katılımcı yapıların
oluşturulması gerekiyor.
Bunların
başında
da Kent Konseyleri
geliyor. Burada
püf noktası,
bunu baştan öngörmek
mümkün
değildi.
2003’teki
son hali itibarıyla,
merkezi yerel
yönetimlerle
sivil toplumu
buluşturacak
bir anlayışla
yasaya girdi.
Yasanın
76. Maddesi, “Kent
Konseyi” başlığıyla
oluştu.
Yasanın
ikinci bölümünde
de konseylerin
nasıl işleyeceği
anlatılıyor.
Yeni yasal düzenlemeler,
bununla da sınırlı değil.
Mesela, mahalle ölçeğinde
katılımla
ilgili bir madde
var; bir başka
maddede hemşehrilik
hukuku katılımcılık
esasında
yeniden tanımlanıyor.
Belediye ihtisas
komisyonlarına
sivil toplum
kuruluşlarının
katılımı öngörülüyor.
Artık belediye
yasalarına
göre, 50
binden fazla
nüfusu
olan yerlere
kadın sığınma
evleri açma
zorunlu kılındı.
YU: Belediyelerin
politik yapısıyla
yeni yasaları uygulamaları arasında
bire bir ilişki
var mı?
SE: Belediye
başkanlarının
kişiliği,
her zaman bağlı bulundukları partinin
politikasıyla örtüşmüyor.
Hatta çoğu
zaman büyük
farklılık
gösteriyor.
En ücra
köşedeki
bir belediye
başkanı,
sizinle mükemmel
bir ortaklık
yürütüp,
yeni yasalardan
kaynaklanan
uygulamaları hemen
başlatabiliyor.
Merkezi iktidara
yakın olmaları,
kaynak elde
etme açısından
avantaj ama
bu, uygulama
konusunda aynı avantajı sağlamıyor.
YU: Bu
saydığınız
olumlu gelişmeler
uygulanıyor
mu peki?
SE: Yasa 2005
yılında çıktı.
O nedenle sonuçları almak
için
henüz çok
erken. Üzerinden
en az bir yıl
geçtikten
sonra daha kapsamlı bir
değerlendirme
yapılabilir.
YU: Yasaların çıkmasında
YG21 ile UNDP’nin
rolü ne
oldu?
SE: Doğrudan
etkisi oldu
ve bunu da şöyle
anlıyoruz:
Yasaların çıkmasından önce,
YG21’ın
faaliyet yürüttüğü kentlerde
toplantılar
düzenlendi.
Bu toplantılarda
birçok öneri
geliştirildi
ve bu önerilerin çoğu
yasada yansımasını buldu. İçişleri
Bakanlığı’nın
belediye kanunlarıyla
ilgili yönetmelik
hazırlama
yükümlülüğü bulunuyor.
Bakanlık
bununla ilgili
YG21 kentleriyle
işbirliği
içinde çalıştı.
Söz konusu
yönetmelik
yayımlanmak üzere.
Bazı maddeler
var ki, yasalara
girmeden uygulamadaki
muhtemel sonuçları konusunda
tedirginlik
yaratıyor.
Ama kentler,
bu maddelerde öngörülenleri
zaten öteden
beri gayet iyi
uyguladıkları ve
bunu da ilgililere örmeklerle
anlattıkları için,
endişeler
giderildi
ve yasalara
da girdi.
Bu
yönetmeliklerden
biri de Kent
Konseyleriyle
ilgili. Yönetmeliğin
77. Maddesi,
belediye hizmetlerine
gönüllülerin
katılımıyla
ilgili. Bu madde
ile ilgili yönetmelik
de yayımlandı.
YU:
Bu yeni yasa
ve yönetmeliklerden
kamuoyu haberdar
mı? Bunlar
gündelik
yaşamda
yer bulacak
mı?
SE: Bunların
gündelik
yaşamda
ifadesini bulması,
yerel çalışmalarla
yakından
ilgili. Bu konulara
inanmış yerel
yönetimlerle çalışmak önemli.
Mahalle Meclisleri
gibi yapıların
oluşturulması,
belde halkının çalışmalara
katılması ve
yasa ve yönetmeliklerin öngördüklerinin
gündelik
yaşantısında
ifadesini bulması demektir. İzmit, İzmir,
Diyarbakır
ve Antalya gibi
yoksulların
yoğun olduğu
kentlerde birçok
Mahalle Meclisi
var ve çok
iyi çalışıyorlar.
Ayrıca
Türkiye’de
40 kadar da
Kadın Meclisi
var. Farklı kurum
ve kuruluşları bir
araya getirip, örgütlenmemiş kadınları yönetime
katıyorlar.
YU: Bundan
sonra ne
gibi çalışmalar
yapılacak?
SE: Bizlerin
hâlâ devrede
olmamız
traji-komik.
IULA-EMME’ye
ve UNDP’ye şemsiye
kuruluşlar
olarak hâlâ gereksinim
var. Oysa bunlar
her belediyenin,
her kentin kendi
bağlamında
yapacağı şeyler.
Bundan sonraki
rolümüz,
Binyıl
Kalkınma
Hedefleri’nin
yerelleştirilmesi
kapsamında
bir hareket
başlatmak,
programda elde
edilen başarıyı hızla
Türkiye’ye
yaymaya çalışmak
olacak.
YU: Binyıl
Kalkınma
Hedefleri’nin
yerelleştirilmesi
konusunda önümüzdeki
dönemde
neler yapılacak?
SE: Türkiye’de
ve dünyada
sıkıntı çekiyoruz.
Herkes bundan
bahsediyor ama
ne kastediyoruz
belli değil.
Uygulama ve
değerleme
göstergeleri
eksik. Burada şeffaflık,
katılım,
hesap verme
gibi yönetişim
göstergeleri, ölçülemeyen
noktada. Ortak çarpan
bulmak zor oluyor
yani. Belediye
bütçesi,
Binyıl
Kalkınma
Hedefleri kapsamında
ne kadar harcanıyor,
bilemiyoruz.
Önümüzdeki
dönemde, “Kentimiz
Binyıl
Kalkınma
Hedefleri’ni
Destekliyor” kampanyası kapsamındaki
uygulamaları başlatmayı,
uygulama göstergelerini
geliştirmeyi
ve yerel projelere
destek kapsamını geliştirip
derinleştirmeyi
hedefliyoruz.
Yerel Gündem
21 (YG21)
Programı Türkiye
Ulusal
Koordinatörü Sadun
Emrealp’in
bize aktardıkları bunlardı.
Türkiye Yerel
Gündem
21 Programı’nın üçüncü aşaması kapsamında
yürütülen
ana proje, “Türkiye
Yerel Gündem
21 Yönetişim
Ağı Yoluyla
BM Binyıl
Bildirgesi Hedefleri
ve Johannesburg
Uygulama Planı’nın
Yerelleştirilmesi” başlığını taşıyor.
Bu proje çerçevesinde,
Yerel
Projelere
Destek
Programı (YPDP) da yer alıyor.
Yerel Projelere
Destek
Programı,
bir küçük
hibe programı.
Bu program kapsamında,
birinci uygulama
döneminde
8, ikinci uygulama
döneminde
ise 16 proje
seçildi.
Mayıs 2005’te
kabul edilen
ve 1 yıl
süreli
birinci dönem
projeler, Ağustos
2005’ten
bu yana uygulanıyor.
8 ay süreli
ikinci dönem
projelerin uygulanmasına
ise 2006 yılının
başında
başlandı.
İkinci dönem
projeleri içinde
destek verilenlerden
biri de Yalova, “Yeni
Binyıl
Düşünce
Atölyesi
Projesi”.
Yalovalı gençlerin
yürüttüğü projenin
temel hedefleri şöyle
sıralanıyor:
• 6–8
Eylül
2000 tarihlerinde
New York’ta
düzenlenen
Birleşmiş Milletler
Binyıl
Zirvesi
ve bu zirve
sonunda
191 ülke
tarafından
imzalanan
Binyıl
Bildirgesi’nin
yerel düzeyde
tanınması ve
bu konudaki
toplumsal
bilinç düzeyinin
artırılması,
• Gençlerin
düşünce üretme
aşamaları konusunda
bilgilenmesi
ve kendi bakış açılarını bu üretim
sürecine
dâhil
etmesi,
• Yeni
binyıldaki
yerel, ulusal,
bölgesel
ve küresel
sorunları tartışarak,
bu sorunlar
hakkında
toplumsal duyarlılık
yaratılması,
• Yerel
Gündem
21 çalışmalarının
yaygınlaştırılması,
• Binyıl
Kalkınma
Hedeflerinin
tanıtımını başka
kentlerde gerçekleştirecek
eğitici
kadrolar oluşturup,
başka kentlere
destek olunması.
Proje
kapsamında “Yeni
Binyıl
Düşünce
Atölyesi, “Yeni
Binyıl
Söyleşileri”, “Yeni
Binyıl
Konferansları”, “Yeni
Binyıl
Dergisi” ve “Yeni
Binyıl
Kitaplığı” adı altında
bir dizi
etkinlik
gerçekleştirilecek.
Düzenlenmesi
planlanan “Yeni
Binyıl
Söyleşileri” sekiz
konu başlığı altında
yapılacak: “Yeni
Binyılda
Eğitim
Sorunları”, ““Yeni
Binyılda Çevresel
Tehditler”, “Yeni
Binyılda
Güvenlik
Konsepti”, “Yeni
Binyılda
Bölgesel
ve Küresel İşbirliği”, “Yeni
Binyılda
Din ve
Toplum İlişkileri”, “Yeni
Binyılda
Sürdürülebilir
Kalkınma
Sorunu”, “Yeni
Binyılda
Enerji
Politikaları” ve “Yeni
Binyılda
Halk Sağlığı Sorunları”.
Gerçekleştirilecek
3 konferansta
ise, “Yeni
Binyılda
Türkiye”, “Yeni
Binyılda
Avrupa” ve “Yeni
Binyılda
Dünya” konuları ele
alınacak.
Daha ayrıntılı bilgi
için:
www.la21turkey.net
Yeni
Binyıl
Düşünce
Atölyesi
Projesi:
Yerel Gündem
21 Evi
Cumhuriyet Meydanı Uğur
Mumcu İş Hanı Kat:2
Yalova
Telefon: 0226
811 51 22
Faks: 0226 811
51 20
e-posta: genelsekreterlik@yalovakentmeclisi.org
*IULA-EMME:
Uluslararası Yerel
Yönetimler
Birliği-Doğu
Akdeniz ve Ortadoğu
Bölge Teşkilatı
|