Ara...
HomePage Site Map Contact Us
Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı
Türkiye
   
MİSYONUMUZ : BM Kalkınma Programı, demokratik yönetişimin ve yoksulluk olmaksızın büyümenin sağlanması için çalışıyor...     Devamı>>


Printer Friendly Version English Version
23 MAYIS 2011 – KUZEYDOĞU ANADOLU'DA DOĞAL YAŞAMIN KORUNMASI


Konuklar:

  • Gökmen Argun, Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı’nın Ulusal Koordinatörü
  • Emrah Çoban, Kuzey Doğa Derneği Bilim Koordinatörü ve Uzman Biyolog
  • MP3 dosya | Youtube | iTunes | RSS | Google Reader | Soundcloud | Podcast Anasayfa

    4

    UNDP Türkiye: Merhaba. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programı ile karşınızdayız. Bu bölümde konumuz Kars’ta bir süre önce fotoğrafı çekilen ve nadiren görülebilen Anadolu vaşakları. Sadece vaşaklar da değil, aslında Anadolu coğrafyasında yaşayan bütün büyük yırtıcı memelileri konuşacağız.Türkiye’nin kuzeydoğusunda doğal yaşamı korumak için çalışan ve son zamanlarda ismini sıkça duymaya başladığımız bir dernek var ve Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı altındaki GEF Küçük Destek Programı da bu derneğin çalışmalarına destek oluyor. Bu konunun ayrıntılarını, Kuzey Doğa Derneği Bilim Koordinatörü Uzman Biyolog Emrah Çoban ve Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı’nın Ulusal Koordinatörü Gökmen Argun ile konuşacağız. Projenin oldukça uzun ve kapsamlı bir ismi var: Kars’ın Etobur Türlerini Koruma, İnsan-Büyük Etobur Çatışmasını Önleme ve Yaban Hayat Turizmini Geliştirme Projesi. Geride bıraktığımız kış aylarında Kars’ta fotoğrafı çekilen vaşaklar ile projenin ismi gündeme geldi. Programın finansmanını, nasıl oluşturulduğunu, projenin nasıl geliştirildiğini ayrıntılı olarak ele alacağız. Hoşgeldiniz.

    Emrah Çoban (E.Ç.), Gökmen Argun(G.A.): Hoşbulduk.

    UNDP Türkiye
    : Öncelikle, bu vaşakların fotoğraflanma sürecinden bahsetmek isterim.

    E.Ç.:Vaşakların fotoğraflanması oldukça zor bir süreç çünkü alan çok büyük. Yaklaşık 243 hektarlık bir alandan oluşan Sarıkamış Allahuekber Dağları Milli Parkı’nda çalışıyoruz. Bu alan içinde sistematik bir şekilde fotokopan dediğimiz ısı ve hareket sensörlü makineler yerleştirerek bu hayvanların geçiş noktalarını bulmaya ve bu geçiş noktalarını bulduktan sonra da hayvanların hareketlerini, insanlarla ne kadar yakın temas ettiklerini ortaya çıkartmaya çalışıyoruz. Bunlardan bir tanesinden sadece biz vaşağı ve ilginç bir şekilde yavrularını görüntüledik - ki bu Sarıkamış için ilk defa alınan bir üreme kaydıydı. Vaşaklar gece avlanan canlılar oldukları için çok zor görünürler gündüzleri. Tabii bunu da başardık Kars’ta. Bizim SGP ile her sene ortak çıkardığımız bir takvim var. Bu takvimde koyduğumuz vaşak fotoğrafını Sarıkamış’ta şans eseri gezen birisi görüyor ve bize 1 hafta önce doğada çektiği vaşak videolarını iletti. Biz de bunları basınla paylaştık. Tabii bu çok büyük bir şey.

    UNDP Türkiye: Aslında bunun nadiren görülebilen bir video olduğunun belki farkında değil.

    E.Ç.: Tabii değil. Takvim onun farkındalığını arttırdı. Biz sadece takvim olarak bakmıyorduk hiçbir zaman ona. O çok değerli bir şey çünkü insanların hemen dikkatini çekiyor. Onun sayesinde o görüntüleri bize ulaştırdı ve Türkiye’de sanırım son 10 yılda alınmış tek vaşak videolarından bir tanesiydi bu ve de çok değerliydi bizim için. Çünkü sonuçta bizim ulaşmak istediğimiz hedeflerden biri de buydu; insanların yaşadıkları bölgedeki yaban canlılarına nasıl davranmaları gerektiği - ki bu videoyu çeken kişi bir avcıydı.

    UNDP Türkiye: Ne zaman çekmiş videoyu?

    E.Ç.: Video iki ay önce çekildi ve bu videonun çekildiği haftada Tunceli’de iki tane, avcılar tarafından öldürülmüş vaşak bilgisi elimize geldi. Şunu görüyoruz bu tür çalışmalar artıkça, alanda avcıların bilinçlenmesi bu tür görüntülerin ortaya çıkmasında aslında yararlı oluyor.

    UNDP Türkiye: 2011’in ilk aylarında çekilen görüntüler bunlar aslında, değil mi?

    E.Ç.: Evet 2011’in ilk aylarında çekilmişti. Aynı aylarda da iki vaşak Tunceli’de avcı tarafından vurulmuştu.

    UNDP Türkiye: Ne kadar acaba şu an Anadolu vaşaklarının sayısı?

    E.Ç.: İşte bunu henüz bilmiyoruz. Şu anda bunu araştırıyoruz, yani bu çok büyük bir proje aslında. Biz popülasyonun ne kadar büyük olduğunu bilmediğimiz için şu anda bir koruma faaliyeti de yapamıyoruz. Türkiye genelinde sadece biz kendi çalıştığımız bölgede biliyoruz ki bir vaşak ve iki yavrusu var. Bundan öteye gidemiyoruz hiçbir zaman ama alan büyüklüğüne bakarak bir modelleme yapabilir, bunun için de bizim Sarıkamış’ta ve Doğu Anadolu’da daha çok çalışmamız gerekir.

    UNDP Türkiye: Şimdi bu konuya birazdan geri döneceğiz. Fotokapan konusunu biraz anlatmakta fayda var. Nasıl çekildi bu süreç? Diğer yırtıcı hayvanlara da bakacağız ama işin diğer boyutunda Gökmen Hanım’a dönmek istiyorum. Bu noktada bu çalışmayı destekliyor Küresel Çevre Fonu Küçük Destek Programı. Nasıl bir işbirliği içindesiniz, nasıl birbirinizi buldunuz?

    Gökmen Argun (G.A.): GEF Küçük Destek Programı 16 yıldır Türkiye’de aktif. Kuzey Doğa da bizim çok yakından tanıdığımız, özellikle Kuyucuk Gölü’ndeki çalışmalarını çok yakından takip ettiğimiz, çalışanlarını tanıdığımız arkadaşlarımız olan insanlardı. O çalışmalarla hazırladıkları bir projeyle bize geldiler. Projenin içeriği, memeli hayvanlar, özellikle yırtıcı memeliler konusunda. Bölgenin özelliklerini ortaya koyan ve insanların katılmasıyla birlikte buradaki sorunların çözümüne yönelik bir takım faaliyetler öngörülmüş bir projeyle geldiler. Biz çalışmanın kapsamını ve onların bu konudaki tecrübelerini bilerek ve hem ulusal, hem uluslararası alandaki bu hareketlerini destekleyebilecek şekilde projenin geliştirilme sürecinde birlikte de çalıştığımız oldu. Onlar zaten bir parça hazırdı projeye, o şekilde geldiler. Biz de kendi stratejik önceliklerimize uyduğu için destekledik.

    UNDP Türkiye: Kuzey Doğa Derneği ile ortaklaşa bir işe başladınız.

    G.A.: Kuzey Doğa Derneği’nin getirdiği projenin içerisinde memeli hayvanların korunması var ama en önemli şey bunların yaşadıkları alandaki sorunlarının halkla ilgili olması. Yani insan ve yırtıcılar arasındaki çatışmanın giderilmesine yönelik örnek oluşturabilecek Türkiye’nin başka yerlerinde de uygulanabilecek türden çözümler bize sunabildikleri için.

    UNDP Türkiye: Mesela avcılık gibi sorunlar değil mi?

    G.A.: Tabii, çok ilginç başlıklar var. Türkiye’de kayda alınması, avcıların bu konuda sahiplenmesi, yerel halkın konuyla ilgili bilinçlenmesi, bilinçlenerek bu sürece dahil edilmesi hatta daha uzun boyutuyla bir ekoturizm çerçevesi de var projenin içerisinde. Tam bir çözüm arayışı ve bu çözüm arayışının en iyi örneklerinden bir tanesini Kars’ta uygulatabileceğimizi düşündük.

    UNDP Türkiye: Kars’a dolayısıyla odaklanmasını bu biraz açıklıyor. Sınırlı bir alanda yürüyen bir proje. Etobur türlerini koruma var birinci ayağı; ikincisi, az önce bahsettiğiniz, insan ve büyük etobur türleri arasındaki çatışmayı önleme ve son olarak da buna dayalı yani bu yırtıcı hayvanlara bir anlamda dayalı yaban hayatı turizmini geliştirme projesi bu. Üç ayağı olan proje. Tekrar Emrah Bey, size dönmek istiyorum. Az önce fotokapanlardan söz ettiniz. Bu pek duymadığımız bir kelime; belki de biraz açıklamakta fayda var bunu.

    E.Ç.: İsminden de anlaşılcağı gibi, ‘foto’ ve ‘kapan’. Isı ve hareket sensörlü. Biz makineyi alana - uygun alanlara, özellikle bu tür hedef türlerimiz olan ayı, kurt, vaşak gibi türlerin geçebileceği alanları belirleyip bağlıyoruz ve bu hayvanlar buralardan geçtikleri zaman makine otomatik olarak açılıp fotoğraf ve video çekiyor.

    UNDP Türkiye: Önünden geçen her türlü canlıyı çekiyor mu, yoksa tanımlıyor musunuz?

    E.Ç.: İnsanı tanımlayamazsınız. Önünden geçen her hayvanın boyuna göre kuruluyor makina; yani bir kurt için 50-60 cm yüksekliğe takıyorsunuz. Bozayı için 1 metreye çıkıyorsunuz. Onun için sadece biz yaban hayvanlarını tanımlayabiliyoruz. Aslında insanlara herhangi bir zararı yok bu makinenin.

    UNDP Türkiye: Hayvanlara da yok zaten...

    E.Ç.: Hayvanlara da yok çünkü kızıl altı bir infrad algılamayla çalışıyor. Zaten hayvanlar makineyi görmüyorlar. Makine direk fotoğraf çekiyor. Ses ve ışık kesinlikle yok makinede. Ondan sonra biz 15 gün aralıklarla makinelerin gidip kartlarını ve pillerini değiştirip yerlerini değiştirip makinelerin içindeki verileri alıyoruz.

    UNDP Türkiye: Kızılötesi ışınlar ve ısı sensörü yoluyla önünden geçen tanımladığınız canlıların fotoğrafları ve nadir görülen vaşakların fotoğrafı da bu şekilde çekildi. Pek çok yerde yayınlandı değil mi ? Türkiye’de bir ilk olmuş oldu. Bu canlıların video görüntüleri de ortaya çıkmış oldu. Vaşakları şimdilik bir kenara bırakalım. Ayılar var bölgede elbette; diğer yırtıcı canlılar var. Bunlardan da biraz bahsedelim. Büyük yırtıcı memeliler derken, Türkiye’de hangi türler var acaba hala hayatta kalan?

    E.Ç.: Bozayı, kurt, vaşak, domuz bunları ilk sıraya koyabiliriz. İnsanla çatışan ve insan ile sorunu olan, aslında hedefimizde olan canlılar bunlar. Çünkü bizim asıl hedefimiz burada kendimizi korumak. Bu yanlış anlaşılmasın; biz bu projeyi aslında hem yaban hayatı korumaya, hem de kendimizi daha güvene almaya çalışıyoruz. Çünkü biz yaşama alanlarımızı genişlettikçe bu tür yaban hayvanlarının alanlarına giriyoruz ve onlarla ister istemez bir çatışma halindeyiz. Onlar bize zarar veriyor, biz onlara zarar veriyoruz. Bu şekilde bir döngü var. SGP’yle asıl yapmayı hedeflediğimiz ve şu anda yaptığımız şey, bu çatışmanın önce nereden başladığını tespit etmek. Bu çatışma sorunlarımız ne? Milli Park’ın etrafındaki 17 köyde 700 kişiye anket yaptık ve her köyün farklı sorunlarını tespit ettik. Tabii bunların hepsinin çözümleri var. Biz şimdi bunları gidip onlara anlatacağız. Onlardan yapmalarını isteyeceğimiz şeyler olacak ve bu şekilde onların kendi çözüm stratejilerini geliştirmelerini isteyeceğiz aslında.

    UNDP Türkiye: Aslında galiba bu çatışmayı azaltmanın yollarından biri olarak düşündüğünüz bir çıktı var ki bu da önemli projeniz kapsamında. Yaban hayatı koridorundan söz ediyorsunuz bu ne demek nasıl oluşacak?

    E.Ç.: Evet, bu aslında Türkiye’de ve dünyada çok yeni gelişen bir terim. Bu tür koridorlar, özellikle Sarıkamış Bölgesi için konuşacak olursak, sıkışmış bir yaban hayvan popülasyonunu daha ileride olan orman bloklarına taşımak için parçalanmış orman blokları arasında yapılan...

    UNDP Türkiye: Yani arada yerleşim birimi var. Bir orman parçası var. Diğer insanların yaşadığı bölge var ve hepsinde sıkışmış kalmış yaban hayatlarını sürmekte.

    E.Ç.: Evet, bu da hayvanların gen çeşitliliğinin bozulmasına sebep oluyor çünkü akraba evlilikleri ortaya çıkıyor ve o gen, türün neslinin daha kötüye gitmesine sebep oluyor. Verimsiz hala gelmeye başlıyor. Bunu önlemek için hem de orada yaşayan insanların bu hayvanlardan daha az zarar görmeleri için bu hayvanları oluşturduğumuz koridorlarla daha yukarıdaki Kaçkar’daki ormanlara - ki bu aslında varmış, biz yok etmişiz. Biz onlara bir şey yapmıyoruz aslında. Sarıkamış’tan bir hikaye vardır, Sarıkamış’tan Hosaf’a kadar sincap yere değmeden gidermiş ama şu anda bu orman bloğu parçalandığı için bu hayvanlar sıkışmış durumdalar.

    UNDP Türkiye: Bu koridorlar oluştuğu zaman, yaban hayat da farklı bölgeler arasında geçişkenliğini sağlamış olacak. Ne zaman acaba sonuçlanacak projenin görülen sonuçları? Çektiğiniz fotoğrafların da ötesindeki sonuçlarını ne zaman görmeye başlıyoruz?

    E.Ç.: Koridorla ilgili şu an planlama aşamasında her şey. Hem Orman Genel Müdürlüğü, hem de Çevre ve Orman Bakanlığı ile şu an biz altyapıyı oluşturuyoruz. Bu uzun bir süreç. Yaklaşık 5 - 10 yıl arasında sürebilir çünkü ağaçların büyümesi ve bunun takibi var. Her sene düzenli takipler yapılacak - ki biz isteriz ki SGP’yle de bunları tekrar devam ettirelim. Bu SGP’yle başlayan bir koridor olacak; çünkü isteriz ki onlarla birlikte de devam etsin bu. Özellikle izleme çalışmaları insanlar üzerindeki baskı azalıyor mu, artıyor mu; bunu değerlendirmek çok önemli bu koridor için.

    UNDP Türkiye: Umarız bu işbirliği devam eder ve sonuçları daha da görünür kılar. Böylece hem yaban hayat için sağlıklı bir ortam oluşturulmuş olunur hem de toplumdaki farkındalık artar. Çok teşekkürler katıldığınız için. Emrah Çoban, Kuzey Doğa Derneği Bilim Koordinatörü ve Gökmen Argun GEF Küçük Destek Programı Ulusal Koordinatörü konuklarımızdı. Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Türkiye Temsilciliği’nin hazırladığı Yeni Ufuklar programının sonuna geldik. Programı, Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi radyosu, Radyo İlef stüdyosunda hazırladık. Programımıza FM bandında ve internette Açık Radyo’dan, yayın ağımmızdaki üniversite radyolarından, undp.org.tr adresinden, ayrıca görüntülü olarak YouTube üzerinden ulaşabilirsiniz. Sosyal medya üzerindeki kullanıcı adımız undpturkiye. Bir hafta sonra tekrar görüşmek dileği ile, hoşçakalın!