22 Mart, 1993 yılından beri her yıl Dünya Su Günü olarak kutlanıyor. Bu yıl, Dünya Su Günü'nde, ortak biçimde kullanılan tatlı su kaynaklarını idare etmek konusunda ülkeler arasındaki işbirliğinin geliştirilmeye çelışılması amaçlanıyor. Su sistemlerini idare etmeye yönelik böyle bir girişim, ülkeler arasındaki uluslararası ticareti, ekonomik kalkınmayı canlandırabilir ve barışı, güvenliği ve işbirliğini güçlendirir. Bu bağlamda, bu yıl düzenlenen Dünya Su Günü’nün konusu “Ortak Sular - Ortak Fırsatlar”.
Yerkürenin yaklaşık yarısı sınır ötesi veya ortak olarak kullanılan göllerle veya nehir havzalarıyla kaplı. Temiz, güvenilir tatlı su kaynakları, endüstriyel ve tarımsal tüketim, rekreasyon, sağlık hizmetleri ve içme suyu dahil, insan yaşamının her alanında gerekli. Dünya nüfusunun yaklaşık yarısı ortak biçimde kullanılan bu su kaynaklarına bağımlı.
Iklim değişikliği, hidrolojik döngüyü değiştirmeye devam ederken giderek çok daha fazla sayıda ülke yetersiz su kaynaklarına ve kullanılabilir sudaki artan değişkenliğe bağlı su sıkıntısı yaşayacak. Böyle bir senaryo, sürekli kirlilik ve yetersiz uygulanan politikalar ve kanunlarla, aşırı ve verimsiz su tüketimiyle beraber, aynı nehir ve gölleri (sınır ötesi sular) paylaşan ülkeler arasında gerilim yaratabilir. Şu an, bir veya daha fazla sınır ötesi su sistemini paylaşan 145 ülke var.
Ülkeler arasında suyla bağlantılı ihtilaflar çıkmasına rağmen, bunların sadece çok azı savaşı tırmandıran gerilimlerin arkasındaki ana neden olmuştur. 1948’den beri, ülkeler arasında suyla ilgili çıkan 37 ciddi çatışma var. Buna rağmen aynı dönemde, Güney Afrika’da ortak biçimde kullanılan sularla ilgili 1995 Sözleşmesi ve Pakistan ile Hindistan arasındaki Indus Su Havzası’nın kullanım planınını hazırlayan 1960 Anlaşması gibi, sınır ötesi işbirliği üzerine 300’den fazla uluslararası anlaşma imzalandı. Sınır ötesi suların bu şekildeki sağduyulu ve ortak yönetiminin, yeni iş alanları, ticaret, güvenlik ve barış tesis etmesi ve ülkeler arasında karşılıklı saygıyı, anlayışı ve güveni kurması açısından birçok yararı bulunuyor. Diğer bir deyişle su paylaşımı, daha iyi yaşam ve tarımsal geçim kaynakları için fırsat sağlıyor.
Ortak suların yönetimindeki en dikkat çeken başarılardan biri Tuna Nehri’nin kullanımıyla ilgili anlaşmasıdır. Tuna, Romanya üzerinden Karadeniz’e dökülmeden önce 13 ülkenin içinden geçen, dünyada en çok sayıda ülkeden birden geçen nehir havzasıdır. Geçen 150 yıl, hem Karadeniz’in hem de Tuna’nın ekosistemlerinin sürekli bozulmasına tanık oldu. Sovyet Bloğu’nun yıkılmasından sonra, Tuna kıyısındaki ülkeler, kazara nehre karışan kimyasal atıkları asgari düzeye indirmek amacıyla arıza kontrol sistemi tesis etmek yanında, suyun miktarının ve niteliğinin arttırılmasında ve denetlenmesinde de işbirliği içine girdi.
Bu bölgesel işbirliği, gıda zehirlenmelerini azaltmak için yapılan kontrol reformları anlaşması ve Tuna'da 75 su kalitesi denetleme istasyonu kurulması gibi birçok sonuç verdi. Bu reformlar ve önemli yatırımlar sayesinde, Karadeniz'in batı kısmındaki tehlikeli oksijen tükenmesi bertaraf edilerek endüstriyel, tarımsal ve belediyelerden kaynaklanan kirlilik azaltıldı. Böylece, kaydadeğer ölçüde ekosistem iyileşmesi sağlandı. Karadeniz'in ve Tuna Nehri'nin restorasyonu, sınır ötesi sulardaki birden çok ülkenin kurdukları işbirliği vasıtasıyla önemli çevresel, sosyoekonomik ve politik yararlar sağlıyor.
2009 Dünya Su Günü ile ilgili daha fazla bilgi için lütfen buraya (İngilizce) tıklayınız.